Kayıtlar

İpek mendil

Türkünün adı bu... Geçmişi hakkında bilgi almak isteyenler Celal oğlan destanını araştırabilirler. Hüzünlüdür. Ne yapalım, bu halkın kendini anlatan ünlü roman(cı)ları veya hikaye(ci)leri olmadı tarihte. İnsanlar türkülerle anlattılar herşeylerini. Aslında hemen hemen her halk için geçerli bu sanırım. Yani o insanların derdini herhangi bir halk şarkısı kadar iyi anlatamaz hiç bir şey... Çalıp söylemeye çalıştım. Kaybetmek istemediğim bir acemilikle...

Yunus'tan

Resim
Gerekmez dünyayı bize, çünkü bâki bünyâd değil Bir kul bin de yaşar ise ölünce bir saat değil Ey yârenler ey kardeşler korkarım ben ölem deyi Öldüğüme kayırmazam, ettiğimi bulam deyi Bir gün görünür gözüme, aybım vuralar yüzüme Endişeden del'olmuşum, nidem ben ne kılam deyi Eğer gerçek kul imişsem, ona kulluk kıla idim Ağlayaydım bu dünyada, yarın onda gülem deyi Hemin geldim bu dünyaya, nefsime kulluk eyleyi İyi amel işlemedim, azaptan kurtulam deyi Ey bîçare miskin Yunus, günahım çok neyleyeyim Sığındım ol Allah'ıma, dedi hem afvedem deyi

Misket

Resim
Belki de bu kategori de ilk olarak anlatılması gereken konu misket olmalıydı ama geçti artık. Eski çocuk oyunlarımızın güzelliğinden dem vurup o günleri yâd etmeyeceğim. Zaman değiştikçe günlük hayatın her safhası da değişiyor. Bu değişimleri hemen "doğru-yanlış" diye değerlendirirken çok dikkatli olmak lazım.  Ben ailemden izin aldıkça bu eski oyunları oynardım ama benim ailem bu oyunları oynayarak büyümedi, onların aileleri de onların oyunlarını hiç oynamadı belki. Yani bugün bu eski oyunların değil de hiçbir amacı yokmuş gibi görünen sanal ortamlardaki aktivitelerin/oyunların yaygınlığını görüp peşin hüküm vermemek gerek. Bu neslin çocukları da birkaç nesil sonra ortaya çıkan oyunlar karşısında; tıpkı bu neslin oyunları hakkında peşin hüküm verenler gibi şaşırıp kalacaklar, kesinlikle. İnsan hayatı önlenemez bir hızda her geçen gün değişiyor, oyunların da bundan pay alması çok normaldir. Neyse daha fazla kafa ütülemeyim, zaten misket konusuna nereden başlayacağım

Odun

Resim
(Tüm odunlara atıftır.) "Meyve derdi olmayan ağaç odundur." demiş şair. Aslında nerden bakıldığına göre değişen bir önerme. Sanki odunun bir faydası yokmuş gibi anlaşılabilir. İnsan yaşamının şu anki standartlara ulaşmasında (en azından dünyanın bir kısmında), odunun ve dolayısıyla ateş gücünün ne kadar önemli olduğunu hatırlatmaya gerek yok. Tabi sadece insan yaşamı değil tüm tabiat için de odunun anlamı büyüktür. Ama bu kadar geniş düşünmeye dahi gerek kalmadan sırf odun'u veya kerestesi için üretilen ağaçların da olduğunu düşünmek bile kâfîdir. Yani fayda sağlamanın esas unsuru "meyve" vermek değildir, ya da en azından hem maddi hem de manevi açıdan akla ilk gelen anlamıyla "meyve" vermek değildir. İnsan hayatı da çok farklı sayılmaz. Herkes "meyve" ağacı olursa... Ama durun bu açıklama insanları sınıflara bölen, zengin-fakir ayırımını dahi meşru gösteren gerek doğu gerek batı felsefelerine götürebilir bizi. Olay şu ki, insan hayatı

Alıntı

Resim
Mutlu e dem eyeceksen, meşgul de etmeyeceksin. Özdemir Asaf ( Alıntıdır, tüm alınanlara...)

Feda-kârlık

Resim
Üzerine alınan tüm feda-kâr insanlara gelsin... Ve fedakarlığı bu şekilde paylaşmak zorunda olanlara...

Hakaret Kalıpları...

Resim
Kimse mükemmel değil (şükür ki). Dedem de değil tabi ki; ama mükemmel olmaması kendisinden öğrenecek hiç bir şey olmadığı anlamına da gelmez. Her birimizin bir diğerimize üstün olduğu yönler mutlaka vardır. Gerçi olayı bir üstünlük olarak değerlendirmek de doğru değil. Herkesin şartları, fırsatları farklı. Fakat şu gerçek ki: hepimizin birbirimizden alacağı çok şey var. Bu bir çuval lafı niye ettim: "İyi ki bi deden var ha! Ne adammış be!" diye sitemler gelmesin için... Bir kaç tane hakaret öğrendim dedemden. Keşke ben de en kızdığım anlarımda dahi dedem gibi dua ederek hakaret edebilsem. Kullandığı hakaret kalıplarından en sevdiklerim şu ikisi: - Vay evine buğday yağasıca vay! - Seni gidi namus deposu seni! Tabi içinden geçirdiği ile dilinden çıkardığı şeyler aynı olmayabilir. Yani sövmek istediği bir anda, dilinden buğday yağmuru duası dökülüyor. Gönül ile dil uyuşmuyor ama ne biliyim, ben seviyorum onun bu durumunu. Özellikle çocukların yanında daha dikkat

Duvar Yazısı

Ali Kınık'ın parçasıdır. 6-7 sene önce duymuş ve çok sevmiştim. Çalıp söylemeye çalıştım. 

Hesap!

Resim
Constantin PAVEL (Romanyalı bir karikatürist) Karikatürü bu yüzden çok seviyorum. Bi çuval laf döksen de etkili bir şekil de anlatamayacağın bir konuyu bir kaç çizgiyle beynine kazıyor. Mizah dergilerindekilerden bahsetmiyorum tabi... Tamam, onlardan da güzel olanlar var, insana moral veriyor, gülmekten kırıyor bazıları hatta. Neyse, siz kastımı anladınız.

Tesbih

Resim
(Koka tesbihim - 2007) "Bir adam acıksa ve eline bir tesbih alıp akşama kadar 'yemek, yemek...' diye çekse bu adamın karnının doymayacağı açıktır." Sanırım "tesbih" ve "zikir" konularına bu açıdan bakmak daha faydalı olacak. Olayı abartıp "zikirmatik" denen şeye ilgi duyanlara bir çimdik... (Muhlis abiye teşekkürler bu güzel örnek için)

En Kısa Fıkra

Resim
İki kadın sessizce oturuyormuş... (Gazetedeki k öşesinde bu fıkrayı paylaşarak  beni güldüren sayın Şükrü K IZILOT 'a teşekkürler. )

İstenen

Resim
"Sen aşkımı istemedin, beni ele geçirmek istedin..." (Dark Shadows (Karanlık Gölgeler) filminden günümüz insan ilişkilerine dair çok anlamlı eleştirilerin çıkarılabileceği bir alıntı.)

Birleşme...

Resim
İki kişinin ruh ve aklı birleşirse; dudaklar, kımıldamadan birbiriyle konuşur, gözler bakmaya doyamaz. Sâdî - Bostan

Rastgele

Değerlendirenler

Kim terörist?

Kim terörist?

Misafirler