Kayıtlar

Metne Yakınlık

Resim
Kendisi imam olan değer verdiğim bir abim, her zamanki gibi Müslümanların sorunlarını konuştuğumuz -o kadar çok sorunumuz var ki, yeni şeyleri konuşmaya fırsatımız kalmıyor- bir sohbet ortamında bağlam gereği şunları söylüyordu:  - Tamam, eskilerin eğitim metodu yanlıştı. Sopayla, dayakla eğitiyorlardı bizi; ama hocam beni dövmeseydi ben hafız olamazdım. Yanlış da olsa o yöntemle benim ve birçok kişinin hafız olmasını sağlamıştı. Bugün insan psikolojisini inceleyip en doğru eğitim metotlarını bulmaya çalışıyoruz ama merak ediyorum; ben bugünkü "doğru" eğitim metotlarıyla kendi oğluma hafızlık öğretebiliyor muyum veya din ile ilgili başka herhangi bir şeyin aklında kalmasını sağlayabiliyor muyum?  "Hafız" ın kelime anlamıyla (koruyan, saklayan) bugün kullandığımız anlamı (Kur'an'ı baştan sona ezberleyen kimse) farklı, doğrudur. Allah'ın c.c. bize: "Kitab'ı metin olarak baştan sona ezberleyin, anlamasanız bile!" şeklinde bir emir vermedi, bu

En İyisi Memur Olmak (!)

Resim
Kendisinden internet hizmeti aldığım için faturamı ödemek üzere akşam iş çıkışı yanına gittiğim bir tanıdığın sözleriydi: - Keşke ben de memur olsaydım. Haftasonu tatil, bayramlar yılbaşılar tatil vıdı vıdı vıdı... Bugün hiç değilse beni üstünde taşıma lütfunda bulunan bir arabam var. O zaman hiçbir maddi malvarlığım yoktu. Benimle aynı yaşta olan bu tanıdık muhteremin ise evi, arabası, iki tane dükkanı, muhtelif arazileri vardı ki bunlar sadece benim bildiklerim. Esnafla konuşurken çok üzerlerine gitmiyorum, onlar ne derse doğrudur, sorun değil; ama içimden şunu demek geliyor tabi: Tamam, gel yer değiştirelim kardeşim ya da kendine tatil yap, kazancın memur maaşına gelene kadar çalış, sonra bırak, hem sen hem varsa çalışanların rahat etsin. Allah'tan cezanı mı istiyorsun, her şeyin var, halen çılgınca çalışma hırsıyla doluysan bunda benim bir suçum yok! Bak, ben senin işini bilmiyorum ; kimlerle, nelerle uğraştığını, ne sıkıntılar çektiğini, nasıl bir stres altında olduğunu, kaç k

Çocuktan öğrendim - Öldürmek

Resim
Ne oyunu oynadığımızı hatırlamıyorum, notlarıma yazmamışım; ama şöyle demişti küçük filozof 2020 Ocak ayında: - Kıyallay (krallar) öölediy babacım, öldüymen geyekiy. Kralsan öldürmen gerekir. Kastı buydu. Şimdi Niccolo Machiavelli düşünsün...

Bir Metni Anlamak

Resim
Çeşitli yerlerde denk geldiğim bir soru bu: "Allah neden bir okuyuşta herkesin aynı şeyi anlayacağı sade bir metin göndermedi de böyle her okuyanın her çağda birbirinden bu kadar farklı şey anlayacağı bir kitap gönderdi?" Sorudaki kastın pratik imkansızlığını bir kenara bırakarak bununla ilişkili bir başka konudan bahsetmek istiyorum. İnternet sitelerinde, forumlarda, sosyal mecralarda, sohbet gruplarında; birbirimizi aşağılamadan, hor görmeden, gereksiz ironilerle kibre kapılmadan müzakere/ münazara edebileceğimiz neredeyse hiçbir konu kalmadı. Her sohbet bir savaşa dönüşüyor, kılıçlarımızı çekmeden sahaya çıkamıyoruz. Hakikati aradığımız filan da yok, zaten "bulmuşuz". Hiç "acaba"mız kalmamış. Alanında yıllarca çalışmış uzmanların bize tuhaf gelen her yorumuna, sanki onlar bizim çırağımızmış gibi üst perdelerden yorumlar yapıyoruz. Yemek tarifinden, araba tamirinden tutun da sanat tarihine hatta atom fiziğine kadar hükümlerimizden kaçabilecek hiçbir alan

Yalınlık

Resim
"Biz masumiyetimizi kaybettik. Eskiden kötülüğü bilmezdim, kötüyü bilmezdim, konuşmazdım. Bu kadar çok okuyan ve bilen biri de değildim. Şu an çok okuyorum, güya çok biliyorum. Ama sürekli kötülüğü ve kötüleri konuşur oldum. Kötülük de yapıyorum. Aynı toplumda yaşıyoruz, yaşanan değişimlere bir şekilde uyum sağlıyoruz. Eskiden böyle değildik, masumduk. Aptal değildik, ama masumduk. Galiba yalın kalmak bizim için daha iyiydi." Değerli bir büyüğümden ayak üstü dinlediğim ve faydalandığım bu cümleleri paylaşmak istedim. Okuyalım, sorgulayalım, araştıralım, analiz edelim tabi ki ama bunu yaparken her şeyi çözmüşüz edasına kapılıyoruz ve asıl bilmemiz ve yaşamamız gereken değerleri atlıyoruz. Mesela herhangi bir konuda bir işin "ehli" olma ya da "ehline sorma" kavramını kaybettik. Neden soralım, yazarız internetteki arama motorlarına, okuruz, seyrederiz ve öğreniriz; artık "biliriz"... Halbuki ilim her daim yitiğimizdir bizim. Sürekli aranması gereken

Bir Karikatüristin Ölümü Üzerine

Resim
İsveç'teki bir yerel gazete olan Nerikes Allehanda 2007 yılında  Lars Vilks'in, Muhammed aleyhisselama hakaret içeren karikatürlerini yayımlamış ve karikatürler doğal olarak tüm Müslümanların tepkisine neden olmuştu. Medeni Batı, bunu zaman zaman yaparak üzerimizde birikmiş olan gerilimi atmamızı sağlar. Böylece onların düzeni bozulmaz, bizler de tepki göstermenin huzurunu yaşamış oluruz. Bu tür provokatif eylemler zalim rejimlerin unsurları tarafından tarih boyunca bilinçli veya bilinçsizce yapılagelmiştir. Burada değinmek istediğim konu bu değil zaten. Lars Vilks 3 Ekim 2021 tarihinde otoyolda bir trafik kazası geçirdi ve yanarak öldü. Müslüman kardeşlerimiz arasında bu durum "Allah'ın gazabı" olarak yorumlandı. Kendisinden önceki ve sonraki, adına karikatür bile denemeyecek olan çizimlerin sahiplerinin birçoğu da ya öldürüldü ya da ölüm tehdidi alıyor. Bazı şeyleri baştan söyleyeyim ki "gavur sevicisi" etiketi vurulmasın hemen, çünkü değilim. Ayrıca b

Çocuktan Öğrendim - Oyun(cak)

Resim
Oğlumun en çok oynadığı ve belki de en çok sevdiği şey bu idi, birkaç yaş daha küçükken. Oyuncak bile diyemiyorum, sünger bir koltuk yastığı. Araba, gemi, uçak, silah, motosiklet, çiçek, yatak, masa, kalem, at... Akla ilk gelen şeyden son gelen şeye kadar, birazcık hayal gücü ile her nesneye veya canlıya dönüşebilen bir "oyuncak". Çocuklara çokça oyuncak veya şekerleme almaya gerek yok belki de, sadece beraber kaliteli zaman harcamak gerekiyor eğlenmeleri için. Çok şey istemiyorlar ama onlara ayıracak vaktimiz yok artık; çünkü kendimize ayıracak vaktimiz de yok. Her gün bir dizimiz var, kahvede arkadaşlar bekler, takip ettiğimiz sosyal medya hesaplarının son gönderilerine bakmamız lazım, planlarımız "projelerimiz" var. Oysa çocuklarımız en önemli yol arkadaşlarımızdır. Onlarla geçirdiğimiz her özel an, sadece onları değil bizi de olgunlaştırıyor. Bunu fark edemeyince, para verip aldığımız şeyleri onun için yaptığımız bir fedakarlık sanıyoruz, emek veriyoruz

Rastgele

Değerlendirenler

Kim terörist?

Kim terörist?

Misafirler