16 Temmuz 2018 Pazartesi

Sessiz Gündem: YEMEN – 3 – Sonuç

Yemen’deki insani ve siyasi krizin bu noktaya gelmesi, ayaklanmaların doğal bir sonucu olmayıp bu durum, dünyadaki hemen her iç karışıklıkta olduğu gibi, uluslararası aktörlerin müdahalesi ile ortaya çıkmıştır. Yemen’de de halkın siyasi değişim talepleri ile başlayan ayaklanmalar, önce iç savaşa sonra da bir vekâlet savaşına dönüşmüştür.
Bu tabloyu yaratan temel etken ne açlık ya da kuraklık gibi doğal afetler ne de geleneksel anlamda ülkenin bir başka devletle yaşadığı savaş. Bu insani dram ve yıkımlar, İran-Suudi Arabistan ( ve destekçisi ABD) vekâlet savaşının bir sonucu.
Sorunun yalnızca Yemen’de çatışan taraflardan ibaret olmadığı unutulmamalı. Yemen’deki sorunun çözümü için aynı zamanda İran ve Suudi Arabistan’ın, dolayısıyla ABD’nin de bir anlaşmaya varması gerekmektedir.
11 Eylül sonrası, Afganistan ve Irak’ta görüldüğü üzere Ortadoğu politikalarını silah ve öldürme üzerine kuran ABD, El-Kaide’nin yuvası olarak öne sürdüğü Yemen’de, terörle mücadele adı altında birçok bölgeyi bombalamakta, farklı kabilelerden birçok sivilin de hayatına mal olan bu eylemler neticesinde iç karışıklığı tetikleyecek düşmanlıklar ortaya çıkmaktadır.
Yemen; ilginç ve eşsiz tarihi yapıları (başkent San’a, Wadi Dawan, Dar al-Hajar, eski Hadramut şehri veya Haid Al-Jazil köyü vb.) ve farklı doğa güzellikleri (Sokotra adası, aden körfezi vb.) ile turizm potansiyeli de yüksek olan ancak iç çatışmalar nedeniyle huzur ve istikrarı bulamayan bir ülke. Tüm coğrafi olumsuzluklarına rağmen, tarihte olduğu gibi büyük devletler ve medeniyetler oluşturmasına engel olan en büyük sebep paylaşım kümelerinin kesişim noktasında olması.
Dikkatle incelenirse görülecektir ki yakın tarihte, Müslümanların yaşadığı ülkeler birer birer ve hızlı bir şekilde, içinden çıkılamaz bir kaos ortamına sürüklenmekte, büyük krizlere boğularak Müslümanlar birbirine kırdırılmaktadır. Milyarlarca dolarlık silah anlaşmaları yapan mukallit iktidarlar, düşmanın silahıyla kendi kardeşlerini öldürmektedir. Tunus, Libya, Yemen, Irak, Suriye… Hangisini ele alsak aynı kitapların farklı baskılarını okur gibi olacağız.
Tabi oturduğumuz yerden, huzur dolu koltuklarımızdan tüm bu yorumları, analizleri, öngörüleri yapmak kolay, ancak bu ülke(ler)deki insanlar su bile bulamazken onlardan makul tepkiler, değerlendirmeler beklemek yanlış olacaktır. Bu tarz iç ve dış karışıklıklarla boğuşan tüm ülkelerde olduğu gibi Yemen’de de çözüm, dış aktörlerin olaya daha fazla müdahil olmamasıyla doğru orantılı bir şekilde gerçekleşebilecektir. Temiz suya ve temel gıda maddelerine bile ulaşamayan bir halk, nasıl oluyorsa her türlü silaha istediği an ulaşabilmektedir.
Yazının ilk yayınlandığı platform: Kalk Uyar Hareketi
Devamı »

7 Temmuz 2018 Cumartesi

Oturmaya geldik...

Havalar iyice ısındı. Ülkenin en ücra yerlerindeki piknik alanları bile mangal aşkıyla yanıp tutuşanlarımızın (yani neredeyse hepimizin) istilası altına girdi bile çoktan.
Spor tutkunu değiliz tamam ama hareketin en ufağına bile tahammülümüz yok mu? Evde oturup durduğumuz yetmezmiş gibi piknik alanlarında da tek yaptığımız bu. Bakıyorum, pikniğin başından sonuna kadar sadece mangal ve masa arasında turluyoruz. Evdeki mutfak ve salon arasındaki mesafenin fazlasını yürümek, tabiatta da işimize gelmiyor. Eylem(sizlik) aynı, sadece manzaramızı değiştiriyoruz. Ormanda 15-20 dakika olsun yürüyüş yapmaya mecalimiz yok. Biraz gezip dolaşsak ve yaratılan ayetlerin güzelliklerini fark etsek ufak bir emek karşılığında... Ama ayetleri okumaya bile üşenirken... Hem de dübûr-u şerîfimizi yorup mahlukatı fehm ile temâşâya ne hâcet, değil mi efendim?
Görüntü Candarlı Köyünün (Bursa - İznik) girişinden. Komformizmin doruklarında bir kardeşimizin eseri bu, piknik alanında oturma takımı. Karikatür gibi yemin ediyorum.
Devamı »

6 Temmuz 2018 Cuma

Kelebek

16 Haziran 2018. Yağmurdan kaçarak sundurmaya sığınmış.




Devamı »

6 Haziran 2018 Çarşamba

Çeyizime bir kefen

Bize de görüntülerini paylaşmak düştü anca... Yazarken pek bi mücahidiz...
Devamı »

13 Mayıs 2018 Pazar

Muz kabuğu atmayınız!



Her gün ama her gün, olur olmaz her yerde muz kabuğu görüyorum. Hem de aynen çizgi filmlerdeki gibi özenle yerleştirilmiş gibi durarak kurbanlarını bekliyorlar. Gözlerimi yerden ayıramaz oldum. Sürekli kabuk topluyorum. Konjonktür gereği mi bilemiyorum ama herkes birbirinin ayağını kaydırmaya pek meraklı. Buradan sesleniyorum, lütfen yere muz kabuğu atmayın efendim, Allah rızası için! 
Geçenlerde pazarda gezinirken, pazarın tekstil katında yerde yine bir muz kabuğu gördüm. Bu sefer bir hanımefendi onu yerden alıyordu. Yanındaki arkadaşı ise "Bıraksana ne alıyorsun, sen mi attın sanki" şeklinde çıkışıyordu. Delirdim (içimden). Anlamak mümkün değil. Eliyle bir sıkıntıyı giderme imkanı olan insanların düşünce şekline bakar mısınız? Kendi yapmadığı gibi Maun suresinde son ayette bahsedildiği gibi bir de engel oluyor. Neyse ki hanımefendi, bu parazit tavsiyeye uymayarak yerden aldı kabuğu.
Yine geçen aylarda kaldırımda yerde muz kabuğu gördüm. O kaldırım, çöpçülerin devamlı temizlediği bir yerdi. Bir şeyi merak ettim ve bu sefer kabuğu yerden alıp çöpe atmak yerine tabela direğinin dibine bıraktım. İnanır mısınız aylar boyunca orada kaldı. Her gün önünden geçtiğim için günbegün çürümesini izledim.
Ama artık kızmıyorum. Her gün karşılaşınca ilk andaki tepkileri vermiyor, al-ı-ş-ı-yorsunuz.
Neden böyleyiz? Hadi kendimizi umursamıyoruz... Ama kendisini umursamayan, kendisine saygısı olmayan bir kişinin etrafındakilerini umursamasını, onlara saygı duymasını beklemek de anlamsız. İnsanın kendine sözü geçmezken, başkalarına şunu yapın, bunu yapın demesi de öyle...
Devamı »

24 Nisan 2018 Salı

En iyi çocuk oyuncağı şarkısı olabilir


"yahut (kendi) aç iken (başkasını) doyurmaktır." Beled Suresi 14. ayet

"Ve kendi canları çekmesine rağmen muhtaçlara, yetimlere ve esirlere yedirirler," İnsan Suresi 8. ayet
Devamı »

Çok okunanlar

Geçmişi unutma

Kim terörist

Kim terörist