3 Eylül 2018 Pazartesi

Çocuktan Öğrendim - Kıskançlık

Bana veya annesine sarılan birisi olduğunda araya girip itiyor sarılan kişiyi. Hatta anne-babanın birbirine sarılmasına bile tahammülü yok. Belki de "kıskançlık" en primitif duygularımızdan biri. 
Kendinden küçüklere veya büyüklere ilgi gösterdiğimizde sorun yok; ama yaşıtlarıyla biraz ilgilendiğimizde yine kıyamet kopuyor. Tek odak kendisi olmalı. Bütün çabası bu yönde. Çok tanıdık bir duygu aslında. Yedisinde ve yetmişinde aynı olma durumu, temel insan özellikleri açısından ne kadar da doğru imiş, heyhat!
Devamı »

1 Eylül 2018 Cumartesi

"Ölüm Allah'ın emri, trafik olmasaydı"

Trafik, klasik bir sorunumuz, eski ama eskimeyen. "Fikirler kadar araçlarla da ilişkilerimizi düzenlememiz gerekiyor" diyor şair.

İstatistiklere göre ülkemizde trafik kazalarında her gün yaklaşık 20 (YİRMİ) kişi hayatını kaybediyor. Aşağıya ufak bir tablo ekliyorum:



YILLARA GÖRE TRAFİK KAZA İSTATİSTİKLERİ

YILKAZA
SAYISI
KAZA YERİ
ÖLÜ SAYISI
KAZA SONRASI
ÖLÜ SAYISI (Yaralanıp kaza sonrası ölenler)
TOPLAM
ÖLÜ SAYISI
YARALI
SAYISI
2007825.5615.007189.057
2008950.1204.236184.468
20091.053.3464.324201.380
20101.104.3884.045211.496
20111.228.9283.835238.074
20121.296.6343.750268.079
20131.207.3543.685274.829
20141.199.0103.524285.059
20151.313.3593.8313.6997.530304.421
20161.182.4913.4933.8077.300303.812

Kaynak: http://www.trafik.gov.tr/Sayfalar/Istatistikler/Genel-Kaza.aspx


Aynı resmi kaynağa göre 2017 yılında trafik kazalarında ölen toplam kişi sayısı 7.427, yaralı sayısı ise 300.383. 
Bu istatistiklere ulaşmak çok kolay. Bunları basit bir veri paylaşımı olsun ve 20-30 saniyede okuyup geçelim diye paylaşmıyorum. Ülkemiz yıllardır savaşın ve terörün içinde fakat trafikte kaybettiğimiz insanı hiçbir yerde kaybetmiyoruz. Yaklaşık 30 milyon araç yollarda seri katil gibi dolaşıyor. Ancak hepimiz çok iyi, çok usta şoförüz ve ne yazık ki en büyük terör sorunumuzun trafik olduğunu kabul edemiyoruz. Yol verme kavgası yüzünden birbirini bıçaklayan, birbirine ateş eden insanlarla beraber yaşıyoruz ve bu şekilde hayatını kaybedenlerse bu istatistiklere dahil bile değil.

Bir yılda 7000'in üzerinde insan ölüyor, 300.000 kişi yaralanıyor. Bakınız bunlar çok ciddi sayılar. Hangi afette, hangi savaşta, hangi terörde bu kadar çok insanı bu kadar istikrarlı bir şekilde kaybettik-kaybediyoruz? Hemen her ailenin trafiğe verdiği bir kurbanı mevcut. 

Bayram ve tatil gidişleri-dönüşleri yapılan uyarılar, kamu spotları, cezalar vb. hiç bir önlem bizi bu konudaki hatalarımızdan vazgeçiremiyor.

Burada oturup kazalar şu-şu yüzden oluyor, çözüm için şunları-şunları yapmak gerek tarzında nutuk atacak hâlim ve haddim yok. Herhangi bir taşıt kullanan kişi; içkili bir şekilde araca binmenin, hız limitlerine uymamanın, sürekli acele etmenin, öndeki aracı inatla geçmeye çalışmanın, 20 ton yük alması gereken araca 40 ton yüklemenin, araca balık istifi insan almanın, caydırıcı olmayan cezaların ve diğer malum sebeplerin kaçınılmaz sonucunun, en azından kesin maddi hasarlı bir kaza olduğunu bilir. Herkes bu sayıların sebebini ve çözümünü biliyor. Geriye tek bir seçenek kalıyor: umursamazlık. Umursamadığımız şeyin insan hayatı, başta da kendi hayatımız olduğunu hatırlatmak istiyorum sadece. Bu konudaki aymazlığımızın sonucu ortaya çıkan olaylara kaza değil, cinayet deniyor efendim.

Not: Başlık, bir Özdemir ASAF mısrasıdır.
Devamı »

12 Ağustos 2018 Pazar

Bir(likte) olabilmek

İlk defa böyle bir papatya gördüm. Birleşmiş üç sap ve üç çiçek.
Otlar saplar bile birleşip çiçek açıyor ey insan!
Azcık utanalım bari.

16 Haziran 2018




Devamı »

Misafirler

Küçük misafirlerimiz. Gerçi asıl misafir olan bizlerdik...

Gölyaka Mh.- Orhangazi/BURSA 1 Temmuz 2018



Budaklar Mh. SAKARYA 29 Temmuz 2018


Devamı »

11 Ağustos 2018 Cumartesi

Camide cep telefonunu açık unutmak

Önceleri deli olurdum, "Nasıl yapabilir bir insan evladı bunu? Al işte, gitti bütün huşû!" şeklinde kibirli itirazlar dolanırdı kafamda, câmide birinin cep telefonu çaldığı zaman. Kendim de unuturdum arada ama yine de düşüncem değişmezdi.
Burada "camilere girerken telefonlarınızı sakın kapatmayın" propagandası yapmıyorum. Tabi ki her yerden telefon sesi gelse makul bir ortam olmaz. Amacım, kapatma sebebi olarak gösterilen ifadeleri temel alarak, ibadetlerimizdeki tutumumuzu gözden geçirmek.



Muhakkak bir camide gözünüze çarpmıştır şu uyarı: "Hak ile bağlantıya geçtiğinde, halk ile bağlantıyı kes!" 
Bunun sebebi nedir?

"Onlar ki salâtlarında huşû içindedirler" Mü'minûn Sûresi 2. âyet.

İşte sebebi bu âyet. Peki bu âyette geçen huşû "halk ile bağlantıyı keserek" mi oluyor. Nedir bu kelimenin anlamı. 
Kelime hkaşiye خَشِيَ fiilinden türemiştir. hkaşiye ise "korkmak" demektir. Ancak Arapçada yirmiye yakın çeşitte "korkmak" vardır. hkaşiye nin farkı ise korku ve saygı unsurlarını bir arada barındıran uhrevî boyutudur. Yılan veya gök gürültüsünden korkan birisi bu fiili kullanamaz. Bu nedenle huşû kelimesi "derin bir ürperti ve saygı" şeklinde anlaşılmalıdır. TDK'nın sözlüğündeki anlam bu açıdan oldukça uygun: 

TDK
huşu: gönlü Tanrı korkusu ve saygısıyla dolu olma, Tanrı’ya boyun eğiş.

Bu anlamda huşû, herhangi bir bağlantıyı keserek değil, bütün bağlantılarımızı, alıcılarımızı açarak mümkün olur. Aksi halde doğu dinlerindeki trans yani cezbe halinden hiçbir farkı kalmaz. İbadet halindeki bir müslümanın tensel ve tinsel bütün refleksleri açık olmalıdır. Aslında sadece ibadet halinde değil, bütün hallerinde böyle olmalı insan. Kendinden geçmiş bir vaziyette ibadet etmek, hurafelere boğulmuş geleneksel anlayışımızda dahi makbul karşılanmamıştır. Ancak ne yazık ki "cezbe" dün ve bugün, İslam adı altında toplanmış bir çok grupta temel zikir ritüeli olarak kullanılmaktadır.  

Cep telefonu rahatsızlığımdan beni tamamen kurtaran olay ise televizyonda izlediğim bir haber oldu. Neresi olduğunu unuttuğum bir yerde Cuma namazı esnasında bir amca yere yığılıyor ve yanındakiler namaz bitmeden ona müdahale etmiyordu. Adam kalp krizi geçirdiği için, geçen süre zarfında zaten hayatını kaybediyordu. Kimse namazın "huşû"sunu bozmamıştı. Peki Kur'an'a sorduğumuzda nasıl bir cevap alırız beraber bakalım:
".... ve bir kimse bir hayat kurtarırsa bütün insanlığı kurtarmış gibi olur ..." Mâide Sûresi 32. âyetten

Mesele sevap hânesindeki sayı artışıysa eğer, burada haberde sözü geçen cemaat, bütün insanlığı kurtarmanın amel defterinde ne kadar büyük bir katma değer getireceğini görememiş oluyor. Belki de zamanında müdahale etselerdi amca yaşamaya devam edecek ve ecelini bekleyebilecekti.
Yani şeytan sözünü tutuyor ve doğru yolun üzerinde oturup bizlere her yönden vesvese vererek  anlamsız kaygılar ve kibir ile ibadetlerimizin bile içini boşaltıyor. Sevgimiz, saygımız, anlayışımız, sabrımız, huşûmuz... Her şeyimiz pamuk ipliğine bağlı maşallah. Havada uçan sinek bile bozuyor tüm ayarlarımızı. Fırsat vermeyelim efendim. (Sineğe değil, şeytana)
Devamı »

Çok okunanlar

Geçmişi unutma

Kim terörist

Kim terörist