31 Aralık 2018 Pazartesi

Çelişki

- Selamunaleyküm
- Aleykümselam
- Bir çeyrek bilet verir misin?
dedi...
Devamı »

15 Aralık 2018 Cumartesi

Savaş&Barış

"En kötü barış , savaştan iyidir."

Kimin söylediği ve ne zaman söylendiğine bağlı olarak, doğruluğu tartışılabilecek bir söz. Aslolan barış veya savaş değil, iyilik-adalet için mücadele etmek belki de.
Devamı »

25 Kasım 2018 Pazar

Seni anlıyorum (?)

Birinin başka birini anlayabileceğini sanmıyorum. Kendimizi kandırmayalım. Kimsenin birbirini anladığı yok. Bir kere bu mümkün değil. Bu konuda gösterilecek çaba belki anlamlı olabilir ama bu bizi "anlama" sonucuna götüremez. Öte yandan birine veya bir şeye değer vermek, üzerine düşeni yapmak, bu ayrı bir konu.
Nasreddin Hoca rahmetlinin damdan düştükten sonra etrafını sarıp tavsiyelerde bulunan kalabalığa: "Bana damdan düşen birini getirin, benim halimi ancak o anlar" şeklinde çıkışması dahi bu açıdan anlamlı gelmiyor bana. Zira insan olarak özellikle duygusal-duyusal hafızamız, zannettiğimiz kadar güçlü değil. En büyük felaketleri bile birkaç gün içinde unutuyoruz. Rahmetli tabi burada kendisi gibi o anda damdan düşmüş birini istiyorsa taşlar oturur yerine belki, yoksa geçmişte bazı sıkıntılar çekmiş olsak da tek hatırladığımız ve anlamlandırabildiğimiz şey şu "an"ımız oluyor. Bu bizim korunma mekanizmamız: unutmak. Unut(a)masak nasıl yaşarız?
Birinin halini anlamak... Sürekli unutan bir varlık, muhatabının halini ne kadar anlayabilir? Etrafımızda "Beni anlıyor" dediğimiz insanların kırılma noktalarına bir bakalım. Gerçekten anlasalar o tepkileri verirler mi?
"Seni anlıyorum..." Bu cümleyi sadece yabancı dilde konuşurken veya yabancı dilde konuşan birini dinlerken kullandım. Benim için kullanan kişilerde ise en iğreti duran cümle bu.
Doğrusu kimse kimseyi anlamasın da... Saygı duysun, yaşam hakkı versin yeter. Yalan cümleler yerine gerçek bir merhametle ve hâl dili ile muhatap alalım birbirimizi ve her şeyi.
İnsan olmak; birini anlamak değil de bu yolda gösterilen çabalar kadar kendini gösterebiliyor aslında. Çabamız kadar varız bu dünyada ve bu sadece anlama eyleminde değil her alanda geçerli.

"Anlamak yok çocuğum, anlar gibi olmak var,
Akıl için son tavır, saçlarını yolmak var."
Devamı »

24 Kasım 2018 Cumartesi

Çocuktan Öğrendim - Gelecek Kaygısı/Tamahkârlık

- Babadım kimseye çöyleme!
- Neyi oğlum?
- Eelma yediimizi.
- Neden?
- (Fısıltı şeklinde) O zaman bitey...


Devamı »

2 Kasım 2018 Cuma

Mucize (Wonder) (2017) - Film hakkında

Mucize nedir? Gözümüzün önünde belirli veya belirsiz aralıklarla sürekli tekrar eden olaylara çok çabuk alışıyoruz. Normal kabul ettiğimiz durumlar ile mucize olarak adlandırdığımız durumların temelde tek farkının, birinin çok nadir olarak gerçekleştiği gerçeğini gözden kaçırıyoruz. Atomların hareketinden okyanus dalgalarına, hücrelerden gezegenlere, kokoreççi Sami Usta'nın bıçak darbelerinden yıldızların çarpışmasına varana kadar tüm hareketler ve tüm varoluş başlı başına bir mucize aslında. Bu bakış açısıyla normal-anormal farkı dahi ortadan kalkıyor. İşte tam da bu düşüncelere daldıran sıcacık bir film: Mucize

Sadece sıradan bir izleyici gözüyle, spoiler da vermeden, film hakkında bir şeyler yazayım dedim. Umarım haddimi aşmış olmam.

Genetik bir "anomali" nedeniyle doğuştan itibaren bir çok ameliyat geçiren August, yüzünün diğer insanların arasında dolaşmaya "uygun" olmayışı nedeniyle 5. sınıfa kadar evde annesi tarafından öğretim görmüştür. "Doğru mu yaptım?" endişeleri ile annesi onu 5. sınıfta okula gönderiyor ve kahramanımızın hikayesi başlıyor. 
2012'de R. J. Palacio'nun aynı adlı ve çok satan romanından uyarlanan filmde aslında bir tek kahraman yok. Her şey August'un etrafında dönüyor gibi görünse de her bir karakterin yeterli düzeyde anlatımıyla tek kişiye odaklanmıyorsunuz. 

August'un ailesinin zenginliğinin izleyicinin gözünden kaçırılmak istenmesi yönünde yapılan eleştirilere ise katılmıyorum. Zira anlatılan sorunlar paranın çözebildiği veya çözebileceği meseleler değil.

Küçük başrol oyuncumuz Jacob Tremblay, buradaki performansıyla da ümit vaad eden bir oyuncu olacağını gösteriyor. Kendini özleten Julia Roberts, bilge anne rolüne o kadar yakışmış ve rolün hakkını o kadar vermiş ki August ona her sarılışında sizin de sarılasınız geliyor. Şakacı baba rolündeki Owen Wilson ve diğer oyuncuların öyle ahım şahım bir performansı yok ama herkes rolünü başarılı şekilde yapmış. Zaten oyuncuların %80'i çocuk olduğundan istemeseniz bile ısınıyorsunuz ortama.

Çok daha dramatik ve hatta ajitatif yapılabilecekken tam tadında bir duygusallık verilmiş filmde. Gözlere toz filan kaçıyor ama öyle ciğer deşen cinsten bir arabesk yok. Herkese hitap eden ve belirli bir seviyeden giden melodram; harika yerlere yerleştirilmiş bir kaç özlü sözün yardımıyla yine aynı seviyede bir didaktiklik ile süslüyor filmi.

Filmin sonunda verilen, aslında kimsenin "normal" olmadığı, hepimizin kendi içimizde çok "farklı" olduğu, bu anlamda her birimizin kendi varoluşunun bir "mucize" olduğu mesajı filmden aklıma kazınan temel fikir oldu. 
"Ortaokul öğrencilerine kesinlikle izetilmeli" şeklinde yorumlar dolaşıyor internette ama çocukları yetişkinler eğitiyor, bu nedenle hemen hepimizin bu ve bunun gibi filmleri daha çok seyrederek dersler çıkarmamız gerekiyor.

Bu aralar izlediğim en kaliteli filmlerden olan Mucize'yi şiddetle tavsiye ediyorum, ama boş zamanınızda değil, kendisi için ayırdığınız özel bir zamanda ailecek seyrediniz.
Devamı »

Çok okunanlar

Geçmişi unutamam

Kim terörist

Kim terörist