21 Ocak 2013 Pazartesi

Feda-kârlık

Üzerine alınan tüm feda-kâr insanlara gelsin...


Ve fedakarlığı bu şekilde paylaşmak zorunda olanlara...

8 Ocak 2013 Salı

Hakaret Kalıpları...

Kimse mükemmel değil (şükür ki). Dedem de değil tabi ki; ama mükemmel olmaması kendisinden öğrenecek hiç bir şey olmadığı anlamına da gelmez. Her birimizin bir diğerimize üstün olduğu yönler mutlaka vardır. Gerçi olayı bir üstünlük olarak değerlendirmek de doğru değil. Herkesin şartları, fırsatları farklı. Fakat şu gerçek ki: hepimizin birbirimizden alacağı çok şey var.
Bu bir çuval lafı niye ettim: "İyi ki bi deden var ha! Ne adammış be!" diye sitemler gelmesin için...

Bir kaç tane hakaret öğrendim dedemden. Keşke ben de en kızdığım anlarımda dahi dedem gibi dua ederek hakaret edebilsem. Kullandığı hakaret kalıplarından en sevdiklerim şu ikisi:
- Vay evine buğday yağasıca vay!
- Seni gidi namus deposu seni!

Tabi içinden geçirdiği ile dilinden çıkardığı şeyler aynı olmayabilir. Yani sövmek istediği bir anda, dilinden buğday yağmuru duası dökülüyor. Gönül ile dil uyuşmuyor ama ne biliyim, ben seviyorum onun bu durumunu. Özellikle çocukların yanında daha dikkatli oluyor. Eminim o da hemen herkes gibi bi zamanlar küfürlü konuşuyordu. Neyse, lafı nereye getireceğimi bilemedim. Zaten amacım bi yere getirmek de değildi hani.

Cenap Şahabettin'indi sanırım:
"Akıl yaşta değil baştadır, ama aklı başa yaş getirir."

Bitti.