16 Nisan 2010 Cuma

Olsun!

Tam "İşte oldu!" dediğiniz zamanlarda, hep bi şeyler sizi rahatsız etmeye başlar yeniden. Tıpkı ishal olmuş gibi...

Geceleri zor uyumaya başlarsınız, ya da kolay uyursunuz ama hiç tam anlamıyla dinlenemezsiniz :)

Hayat hep böyle sanırım. Tüm duygular gibi ve belki hepsinden daha çok "mutluluk" da hep eksik, yarım, çeyrek...

Ama olsun! Önemli olan doğru bildiğinizden zerre kadar uzaklaşmamaya, asla mazeret kabul etmemeye ve üretmemeye çalışarak, "olmadıysa" değiştirerek, doğru bildiği hayatı yaşamak. Asla takas edilemeyecek, ciro edilemeyecek değerlere sahip olmak... Ne pahasına olursa olsun onurundan hiç fire vermemek. Onur karşısında her şey değersiz çünkü...

Ağustos 2009

15 Nisan 2010 Perşembe

Garibanlık

Cahillik değildir. Ezilmişlik de değildir. Ellere, yüze, baştan ayağa tüm vücuda ve ruha, hareketlere siner "garibanlık". Yoksulluk, fukaralık da değildir. Başka bir hâldir.

Garibanlık "zavallılık" da değildir. Hele "yenilmişlik" hiç değildir. Bilakis gerçek bir muzaffer olma hâlidir belki de. Sabrın en üst derecesidir. Sabırsa "katlanmak" değildir. Mizac meselesidir. Gönülden gelen bir tahammül ile mücadele etmeyi anlatır, her şeye karşı.

O yüzden gariban insanlara karşı, başka kimseye duymadığım bir saygı ve sevgi besliyorum. Belki olur da bize de bulaşır diye...

Kasım 2008

Yağlı Sabun

"Yağlı sabun... Yağlı sabun..."

Otobüs durağında sırada bekleyenlere sabun satmaya çalışan bir kadıncağız. Sabunların temizliği yüzüne vurmuş, ışıl ışıl parlayan bir teyze... Düşünmeye başladım ki son zamanlarda pek yapmadığım bir şeydi bu. Önümdeki arkamdaki hanımlara baktım gözucuyla. Yeni ve parıltılı elbiselerine, boyalı saçlarına, yüzlerine ve gözlerine baktım. Eksik bir şeyler vardı her yerlerine bulaşan. Eksik olduğunu görebiliyordum çünkü bende de eksikti. Metanet, sabır, tahammül, sevecenlik, saf bir sevgi... Teyzede ise tüm bunlar kristalleşmişti. Hayır, bu o para almak için yüzlerine zavallı motifi işleyen dilencilerin hâlinden farklıydı.

"Yağlı sabun, yağlı sabun... Bi lira..."

Sesi, yüzünden de sevimli ve tatlıydı. Tayzenin durumu üzerine daha çok düşünebilirdim ama beni birden "Yağlı sabun da neymiş" düşüncesi sardı. Herhalde zeytinyağlı filandı. Neyse otobüs de geldi. Sabah mahmurluğunu üzerimden atmalı ve sıradaki diğer insanlarla birlikte otobüse binmeli, sabun satan teyzenin sadeliği, saflığı ve berraklığından otobüsün beni götüreceği karmaşıklığa doğru yol almalıydım. Aldım da. Mecbur olduğumdan değil ama öyleymişim gibi hissettirdikleri için.

13 Kasım 2008
Sabah 9:30