14 Eylül 2009 Pazartesi

Âyin odaklı inanış

6-7 ay önce bir gazetede 18. yüzyılın ünlü Alman filozofu Immanuael Kant'tan bir alıntıya rast gelmiş ve bir köşeye yazmıştım. Aslında sakladığım bu alıntı, birçok müslüman yazar tarafından da defalarca dile getirilen ortak bir gerçeğe işaret ediyor ancak bu durumun bir yabancı tarafından da kendi kültürü için tespit edilmiş olması paylaşmaya değer. Yani evet, gavur söyleyince daha anlamlı oluyor:

"İnanışlar ve törenler, dinin bir deneyi olarak, ahlaksal bir mükemmelliğin üstüne çıkmaya kalktı mı din kaybolmuş demektir. İsa, Tanrı ülkesini yeryüzüne yaklaştırmıştır; ama yanlış anlaşılmıştır. Ve Tanrı ülkesi yerine rahiplerin ülkesi kurulmuştur içimizde. İnanışlar ve dinsel törenler, iyi hayatın yerini yeniden almıştır. İnsanlar da dinle biraraya geleceğine, binlerce mezhebe ayrılmıştır."


Yine Kant'ın aşağıdaki görüşü de paylaşmaya ve üzerinde düşünmeye değer:

"Dünyada en iyi şey, kâr-zarar hesabı yapmadan 'iyi irade'ye tâbi olmak, 'iyi niyet'i izlemektir. Her insan, başkalarından öğrenmeksizin içinde hisseder bu iradeyi."