Fotoğraflarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fotoğraflarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2018 Pazar

Bir(likte) olabilmek

İlk defa böyle bir papatya gördüm. Birleşmiş üç sap ve üç çiçek.
Otlar saplar bile birleşip çiçek açıyor ey insan!
Azcık utanalım bari.

16 Haziran 2018




Devamı »

Misafirler

Küçük misafirlerimiz. Gerçi asıl misafir olan bizlerdik...

Gölyaka Mh.- Orhangazi/BURSA 1 Temmuz 2018



Budaklar Mh. SAKARYA 29 Temmuz 2018


Devamı »

6 Temmuz 2018 Cuma

Kelebek

16 Haziran 2018. Yağmurdan kaçarak sundurmaya sığınmış.



Devamı »

25 Şubat 2018 Pazar

İğde


24 Ekim 2009 - Nerde çektim zerre hatırlamıyorum. Şifası çok ama yemesi o kadar da keyifli olmayan ilginç bir yemiş bu iğde mübareği. Bir de hünnap iğdesi diye bi şey var, o daha başka.
Devamı »

2 Aralık 2017 Cumartesi

Günbatımı

Gökçeali Köyü Çatalca İstanbul Ağustos 2008


"Sırf Allah kendisine hükümdarlık bağışladığı için İbrahim ile Rabbi hakkında münakaşa eden o (hükümdar)dan haberin yok mu? Hani İbrahim: "Rabbim hayat veren ve ölüm dağıtandır!" demişti. Hükümdar cevap vermişti: "Ben (de) hayat verir ve ölüm dağıtırım!" İbrahim: "Allah güneşi doğudan doğdurur; öyleyse sen de batıdan doğdur!" demişti. Bunun üzerine, hakikati inkara şartlanmış olan o kişi hayretler içinde kaldı: Allah (bile bile) zulüm işleyen toplumu hidayete erdirmez." Bakara Suresi 258
Devamı »

26 Kasım 2017 Pazar

Çeşme...

"Su hayattır." ise, I love you çeşme...
5 Kasım 2016 Gedelek Köyü Orhangazi-BURSA

Devamı »

2 Mart 2017 Perşembe

Hangisi?

Sizin elinizde hangisi var? Ya da siz hangisisiniz?

30/10/2016 Star Gözleme'nin duvarından - Kütahya 


Devamı »

5 Şubat 2017 Pazar

Aşırı israf...

Her canlı içine doğduğu veya bir şekilde yaşamaya mecbur bırakıldığı ortama, hayat şartlarına alışıyor ama  tek hücreli canlılardan veya hayvanlardan farklı olarak şuur sahibi olduğu iddiasında olan insan, nedense bu "alışma"yı hayat felsefesi haline getirmiş gibi görünüyor. 
Benim için lüks olan bir eşya, maaşı dolgun kardeşlerimiz için bir ihtiyaç oluyor mesela. Ya da benim için vazgeçilmez olan bir harcama, benden çok daha aşağı gelire sahip bir kardeşimiz için hayalden ibaret. Peki "ihtiyaç","israf" adını verdiğimiz şeyler gerçekten bu kadar göreceli mi?...
Çankırı'da bir dinlenme tesisinin tuvaletinde gördüğüm bu uyarı  levhası, çaresizliğin hangi boyutlara vardığını gösteriyor. Hani israf ediyonuz bari israfta aşırılığa gitmeyin diye yalvarıyor...

Devamı »

14 Kasım 2016 Pazartesi

Bekleyiş...

Kim bilir kaç yıldır oradasın, ana yolun kenarında... Yıllardır bir beton parçasının üstündeydin, kim verdiyse biri sana bir sandalye vermiş. Ben niye düşünemedim bilmem. Yüreğimde yeterli merhamet yok demek ki. 
Yanından yürüyerek geçerken ya da arabalarının içinden, tepki gösterdiğini bildikleri halde sana bağırarak adını söyleyen ve kendilerine "akıllı" sana ise "deli" diyen insanlara inat, yılın her günü, yaz-kış demeden sabahın köründen akşama kadar oradasın. Tamam, hepimiz bir şeyler bekler dururuz ömür boyu da sen neyi ya da kimi bekliyorsun be Ziya abi? Sıcağın ve soğuğun kavurduğu yüzündeki özlem nedir? Hangimizin yaptığı delilik? 
Neyse boş ver abi, sen mandalinanı soymaya devam et...
Devamı »

9 Ekim 2016 Pazar

Câmi...

Câmi, toplayan, birleştiren, cem eden demek. Birisi bana bugün câmilerimizin neyi birleştirebildiğini söyleyebilir mi? Her cuma toplanıp duruyoruz câmilerde en az haftada bir defa ama ortaya çıkan şey kuru kalabalıktan öteye geçemiyor. Zaten haftanın son iş günü ve en yoğun günü olduğu (en azından kamuda ve belli bazı özel sektörde) için bir an evvel işe dönme düşünceleriyle geçiyor namazımız. Hiç bir sosyal aktivite yok. "Allah kabul etsin" diyenlere içimden soruyorum "Neyi? Ne yaptık ki biz şimdi?" Normal vakitler ise zaten hazin geçiyor. Bazı şehirlerdeki bazı câmiler; Kuran kursu, yemekhane, kütüphane, internet kafe, kafeterya, spor salonu gibi günümüzün külliyesi şeklinde yapılmış olsa da genel durum bu şekilde değil. O yüzden hacca gidip de Kâbe'nin etrafında ayaklarını uzatıp uyuyanları ya da namaz esnasında kolu kaşındığı için kaşınanları görünce bizimkiler bunu saygısızlık sanıyor. Asıl saygısızlığın ibadethaneleri ruhsuzlaştıran ve adeta başka dinlerdeki gibi çıt çıkmayan tapınaklara çeviren, fonksiyonsuzlaştıran anlamsız saygı kriterleri olduğu fark edilmiyor, ettirilmiyor. Sonra birileri çıkıp ne diyor: "Dini oraya bulaştırma buraya bulaştırma. Evinde yaşa, caminde yaşa." Din yaşam şeklidir, yaşamın ise çok azı evin içinde geçer. Hukukumda yok, ticaretimde yok, siyasetimde yok, sokağımda yok... Bu nasıl bir yaşam şekli olacak? Bana sudoku çözerken mi lazım bu din? "E ama sömürülüyor, alet ediliyor işte" gibi veryansınlar ise şu önerme karşısında aciz kalıyor: Demokrasi de hukuk da sömürülüyor ve alet ediliyor her şeye. Bunları da karıştırmayalım o zaman saydığınız yerlere.
Özne insansa her zaman her yerde sıkıntı çıkacak demektir. En iyi sistemi de kursanız "insan" yetiştiremediğiniz zaman asla olumlu sonuçlar alınamaz. İslamda kollektif yetişme yeri ise câmidir. Ama daha câmide çocuk sesine katlanamayan, muhabbet ettirmeyen, ayaklarını uzatarak dahi içinde bulundurmayan yaklaşımlar var olduğu sürece bu ülkenin müslümanları olarak herhangi bir ilerleme kaydedemeyeceğiz. Daha çocukların ilgisini çekemiyorsak yetişkinlere ve de farklı dinden insanlara nasıl tebliğde bulunacağız? Ondan sonra milyon tane grup çıksın ve alsın çocuğunu yalancı, sahtekar, hak yiyen bir katile çevirsin. Şimdi birinin neler yapabileceğini gördük. Emin olun ülkemizde iktidarı ele geçirecek vizyona sahip ol(durul)salar çok daha vahşi tepkiler verecek onlarca grup var. "Cemaat" diyerek bu kavramı kirletmeninse anlamı yok. Bizi topyekün bir İslam cemaati olmaktan alıkoymak için alerji oluşturulmaya çalışılıyor.
Tüm bu sebeplerden resimdeki Şeyh Câmii'nin (Rize) harim kapısının iki yanına bu güzel notları yerleştiren imamı veya kim yaptıysa onun bu uygulamasını ayakta alkışlıyorum. Adamın dibisin!
Devamı »

23 Kasım 2013 Cumartesi

Yuva

Hani çayırlarda filan olur, böyle koparıp üflersin, ters şemsiye şeklinde bir demet tohum filizlenecek bir yer bulma ümidiyle havada uçuşur. Bunlar onlardan değil ama yine de ona benzer tohumlar ve sanırım hemen yakındaki at kestanesi ağacıyla bir ilgisi vardı. Bu arada at kestanesinin çiçeğini hiç gördünüz mü veya fark ettiniz mi bilmem ama benim için dünyanın en güzel çiçeklerinden. Neyse konu şu ki her neyin tohumuysa kendisinden yuva yapılamayacak kadar hafif ve uçucu bir malzeme. 
En küçük hücreden ve hatta atomdan tutun da galaksilere varıncaya kadar yaratılan her şey bir yuva kurma çabasıyla meşgul -belki de-. Ya da o kadar yüksekten uçmayalım ve örneğimiz üzerinden gidelim. Çalışkanlığın tüm klişe örneklerinin üzerinden verildiği bu mahluklar... Durun, bir de arılar vardı değil mi? Hatta asıl çalışkan olan arılardı, karıncalarsa toplama açısından daha çok kapitalizme, eşit paylaşım açısındansa komünizme örnek verilebilir. Şimdi bu açıdan bakınca 2008 yılında bir caminin bahçesinde çektiğim bu fotoğraf çok itici gelmeye başladı. Yeniden başa dönecek olursak bu bilinçsiz -görünen- varlıklarda bile bir yuva kurmanın, beraber ayakta ve hayatta kalma mücadelesinin eşsiz timsali gözlerimizin önüne seriliyor vefakat faydasız siyasi tartışmalarımız, birbirimize katlanamamaktan kaynaklanan çocuksu ama can yakan kavgalarımız, günlük basit ihtiyaçlarımız, heveslerimiz, özenmelerimiz ve tabi (kendi) cebimizi doldurma çabalarımızdan her gün tabiatın bize alenen gösterdiği bu manzaraların hiç birisi bize ilginç gelmiyor. 
Biz daha aile düzeyinde bile bu küçük yaratıkların seviyesine ulaşamadık ki toplum olarak veya insanlık olarak büyük bir yuva kuralım...
Devamı »

14 Kasım 2012 Çarşamba

Tesbih


(Koka tesbihim - 2007)

"Bir adam acıksa ve eline bir tesbih alıp akşama kadar 'yemek, yemek...' diye çekse bu adamın karnının doymayacağı açıktır."
Sanırım "tesbih" ve "zikir" konularına bu açıdan bakmak daha faydalı olacak. Olayı abartıp "zikirmatik" denen şeye ilgi duyanlara bir çimdik...

(Muhlis abiye teşekkürler bu güzel örnek için)
Devamı »

4 Nisan 2012 Çarşamba

Göğe...


Topraklık Camii - Ankara
12 Mayıs 2008
Devamı »

3 Kasım 2011 Perşembe

Jelibon

Bir arkadaşımdan duyup merak etmiş ve denemiştim. Bir gün suda bekletilmiş jelibonlar:

2008

Devamı »

31 Temmuz 2011 Pazar

Üfff ve de püff

Karahindiba, Yaz sonu - 2008
Devamı »

12 Temmuz 2011 Salı

Uçak bileti...

Ocak sonu - 2009
Devamı »

2 Mayıs 2009 Cumartesi

Sevmeyi Bilmek



2008 yılının ekim ayında mahallemizde gördüğüm bir yazı. Yazan çocuğun sevgiden ne anladığını bilemeyiz ama şu var ki çok doğru demiş.
Devamı »

12 Kasım 2008 Çarşamba

Kadife & Arı

Çektiğim ilk güzel fotoğraf. Bahçemizdeki kadife çiçeğinin üzerinde yakaladığım bir arı. 2007 yaz sonu.

Devamı »

Çok okunanlar

Geçmişi unutma

Kim terörist

Kim terörist