18 Aralık 2016 Pazar

Bin kere nasıl?!

video


Yemen'de, Irak'ta, Afganistan'da, Arakan'da, Filistin'de, Suriye'de, Türkistan'da, Güney Amerika'da, Afrikada hasılı dünyanın dört bir yanında tarih boyunca bu kadar ölüme, cinayete, zulme doğrudan veya dolaylı olarak neden olup da akşamları kendi çocuklarının başlarını nasıl okşayabiliyorlar, nasıl uyuyabiliyorlar?! 

Sana nasıl olduğunu söyleyim mi? Sadece bir su kuyusu olsa onlarca çocuğun ve toplamda milyonu aşan çocuğun hayatta kalabileceğini, bir kaç tane battaniyesi ve biraz kuru gıdası olsa ailesini hayatta tutabilecek binlerce insanın olduğunu, ufak ve ucuz bir operasyonla gözündeki kataraktı alınarak görmeye başlayabilecek kardeşlerimiz olduğunu bildiğimiz halde (liste o kadar uzatılabilir ki...) biz hâlen nasıl bu şekilde yaşayabiliyorsak işte o caniler de öyle yaşıyorlar. Buna alışmak deniyor sanırım. 

Çünkü ne büyük dertlerimiz var bizim... Yeni bir telefon, araba, ev-arsa filan almamız lazım. Koltuk takımını yenilememiz lazım. Çiçek-böcek almamız lazım. Eşimize-dostumuza sürpriz hediyeler almamız lazım. Sigaraya ayda bir asgari ücret vermemiz lazım. Çocuğa yeni oyuncak almamız lazım. Tatile gitmemiz lazım. Şundan yememiz, bundan giymemiz lazım. Bunlar hep ihtiyaç! Çok büyük dertlerimiz var bizim...

Bu hayatın, bu israfın, bu umursamazlığın, bu yüzsüzlüğün, bu nankörlüğün, bu aymazlığın hesabı nasıl verilir?! Hem ülkenin hem dünyanın dört bir yanı yangın yeri iken...

Dur, şu mesaja cevap vereyim de yokluk içindeki insanlara beş lira bağışlamış olayım ve sen de biraz daha oyalan sevap kazandım diye ey vicdanım...
En tuhafı da ne biliyor musun: Tüm bu zulümleri yapanların ya da duyarsızca yaşayan tüm bu insanların, yani hepimizin de bir zamanlar bebek olması. Şimdi ise bebek katililer...