28 Kasım 2010 Pazar

Biraz Anarşi

Anarşizm deyince herkesin aklına gelen "terörizm"den bahsetmiyorum. Bu önemli felsefi akımı terör örgütleriyle özdeşleştirmek, şekli benziyor diye patlıcan ve muzu aynı şey saymaktan farksızdır. Ha anarşizmin insanlığa fayda getireceğine de inanmıyorum. Dinî, ahlakî, hukukî, sosyal vb. onlarca çeşit kuralın varlığına rağmen insan soyu olarak dünyayı bu hâle getirmişken bir de anarşi ortamında nasıl mahluklara dönüşürüz Allah bilir. Gerçi anarşizm de bu paradoksa tepki olarak ortaya çıkan bir akım ve "kuralsızlık" diye basit bir şekilde de tanımlanamaz. Her neyse. Söylemek istediğim şey başka zaten.
Sanırım kuralları sevmemek ve onlara uymamak toplum olarak değil insanlık olarak genlerimize işlemiş. Özellikle de kendi elimizle çıkardığımız kurallara uymamak... "Kurallar çiğnenmek içindir" ve türevi düsturlar zaman zaman hepimizin hayatına yön verir. Bazılarımız bunu hayat tarzı hâline getirir ki bu kişilere de "suçlu" deniyor çoğunlukla. Bu bağlamda aklıma takılan soru şu: Hız limitini aşarak, alkollü araç kullanarak, işyerinde emniyet tedbirlerine uymayarak vb. şekillerde  kendi hayatımız için kendi elimizle çıkardığımız kanunlara, düzenlemelere uymamak ve hatta onlarla adeta dalga geçmek ile dağa çıkıp ülke varlığına savaş aç(tırıl)mak arasında ne fark var? Anarşizmi dağa çıkmak olarak algılayanlar, kendi kuralsızlıklarını nasıl açıklayabilirler? Yine o ünlü perhiz-lahana turşusu çelişkisine geldik. Otuz senedir bu ülkede terör yüzünden kaybedilen insan sayısı, birkaç senede trafik kazalarında kaybedilenlerle aynı.
Aklımdakileri tam olarak ifade edemedim ama askerlik yaparken bu kadar düşünebildiğime de şükür.
Demek ki hepimizin içinde biraz anarşi var aslında. Düzensizlikteki düzeni seviyoruz.
Birkaç senedir etrafımdakilere yarı şaka yarı ciddi zırvaladığım bir sözün askeriyede de geçerli olduğunu gördüğümden bu tuhaf yazıyı o sözle bitirmek istiyorum: Biraz anarşi herkese iyi gelir.

19 Kasım 2010 Cuma
Adana/İmamoğlu