22 Mayıs 2009 Cuma

Nereye?!


"Az daha hızlı gitsem gitmiştin şimdi. Niye acele ediyosun? Nereye koşuyosun, nereye koşuyosun?"

Sabah işe giderken, Ulus'ta, caddeden karşıya geçmek için atılan genç hanıma, otobüs şoförünün söylenmesiydi bu sözler. "Nereye koşuyorsun"u ikinci defa söylediğinde öyle vurgulu söyledi ki, duysanız düşüncelere dalardınız hemen. "Nereye koşuyorum, nereye koşuyoruz, bu koşturmaca neden?" şeklinde entel sorular belirirdi aklınızda.
Şoför abinin bunu, yani günümüz insanının anlamsız koşturmacasını kastettiğini nereden mi biliyorum? Emin olun otobüs şoförleri bir şeye vurgu yaptıklarında onu anlarsınız. Hem de hemen...

15 Mayıs 2009 Cuma

Pipolu Taksici

Bugün Cuma'dan çıkmış ofise doğru gelirken yoldaki bir taksici dikkatimi çekti. Taksisinden inmiş, hemen önündeki aracın sahibine kızıyor. Artık onun yerine mi park etmiş nedir tam anlamadım. Ama dikkatimi çeken şey ağzındaki pipo oldu. Hayatımda ilk defa pipolu taksici gördüm. Bir yandan önündeki aracın sahibine kızıyor bir yandan da piposundan dumanlar çıkarıyordu.




Gaziosmanpaşa (Ankara) garip bir semt.

Ve pipolu taksicinin hemen ardından karşıma çıkan simitçi amca... 60'larında... Boş tablasıyla yanımdan geçiyor. Yüzündeki ifade beni darmadağın etti. Halen kurtulmuş değilim. Hayatımda bu kadar hüzün ve efkar dolu bir yüzü, bu kadar yakından görmemiştim hiç.


13 Mayıs 2009 Çarşamba

Saygının Kaynağı


Bugün akşam yedi buçuk gibi otobüsle eve dönüş yolundayım.

Karşımdaki koltuktaki amca, yanındaki (nispeten) gence dönerek: "Yer verdiğin için teşekkür ederim, çok yorulmuştum." şeklinde minnettarlığını bildiriyordu (Merak etmeyin, ben amcadan sonra oturmuştum, bazılarınız neden önce benim yer vermediğimi sorabilir). Amcanın teşekkür ettiği abinin cevabı şu oldu: "Rica ederim amca, yarın biz de yaşlanıcaz."

İlk başta sanki normal bi cevapmış gibi geliyor ama azıcık düşününce aslında çok büyük bi kabalık. Yani yapılan iyiliğin kaynağı - sebebi, yarın aynı duruma kişinin kendisinin de düşme ihtimali. Son derece faydacı bir yaklaşım. Yürekten yapılmıyor. Yarın bana da yer verilecek umuduyla yapılan bir "iyilik". Tabi bunda, "Siz de zaman gelecek yaşlanacaksınız elbet!" tarzında çıkışlar yapan amcaların ve teyzelerin rolü de büyük. Çocuklara da o şekilde öğretilmiyor mu? Yaşlı insanlara yer vermeliyiz ki yarın biz yaşlandığımızda bize de yer verilsin...

Acı bi durum aslında. En basit iyiliklerimizin bile ardında bir menfaat, bir karşılık deseni çıkıyor, nakış nakış işlenmiş olarak. Bir iyilik yapıyorsak gönülden olsun, pazarlıksız ve karşılıksız... Olmaz mı?

Bu faydasız yazıyı, yine bugün otobüsten Ulus'ta inip dolmuş durağına doğru yürürken duyduğum, bir gencin telefonda kız arkadaşına veya eşine sorduğu şu soruyla, anlamsız bi şekilde bitirmek istiyorum: "Dün yemek yedin mi hayatım? Yemek yedin mi?"

7 Mayıs 2009 Perşembe

Olmaz ki...

Evvelki gün otobüsle eve dönüyorum. Çoğu zamanki gibi otobüsün arka kapısı kenarında cama yaslanmış dikiliyorum.
Bir hanım, "modern" bir hanım... Hemen önümde, demirden tutunarak ayakta durmaya çalışıyor.
Burnu akıyor. Ama yanında bir peçete bulundurmaktan aciz. Rujunu asla eksik etmez yanından ama bir peçetesi yok.
Burnunu, demiri tuttuğu eliyle siliyor ve aynı eliyle yeniden demiri tutmaya devam ediyor. Hani olur, insan otobüste ayakta durmaya çalışırken bazen peçetesini çıkarmak zor olur ama hiç değilse öbür eline sil mübarek, koluna sil -vallahi daha temiz olur. Yani oraya buraya bulaştırmak mı gerek illa.

Tuhaf oldum. Daha önce burnunu eliyle silen nezle hanıma çok rastladım ama aynı eliyle otobüste tutunmaya devam edenini ilk defa gördüm. Bu bana geçen gün Cuma çıkışında kulağını karıştıran adamı hatırlattı birden ama iyice iğrençleşmek istemiyorum şimdi.
Kimseyi suçladığım falan da yok ama temiz olmak bu kadar mı ağır gelir insana yahu!


2 Mayıs 2009 Cumartesi

Sevmeyi Bilmek



2008 yılının ekim ayında mahallemizde gördüğüm bir yazı. Yazan çocuğun sevgiden ne anladığını bilemeyiz ama şu var ki çok doğru demiş.