çocukluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocukluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mart 2019 Pazartesi

Çocuktan Öğrendim - Tarih Nedir?

Çocuk kanalında tarih belgeseli seyrederken:

- Babacım, çok güzel bi vay bi yok anlatıyoy
(Bi var bi yok: Masal)
- Hayır oğlum tarih anlatıyor. Geçmişte yaşanmış şeyleri anlatıyor.
- Babacım tayih en güzel masaldıy...
Devamı »

2 Şubat 2019 Cumartesi

Çocuktan Öğrendim - Varlık ve Yokluğun Öğrettikleri

- Bunu ister misin?
- I ııh
- Bunu?
- Iıııh
- Gel şunu yapalım?
- İstemiyoyum!
- Ne istiyosun?
- Canım hiç bi şey istemiyoy!
Devamı »

15 Eylül 2012 Cumartesi

Simit

İlginç bir oyundu. Bu tür vurdulu kırdılı, sadist oyunlardan hep uzak durmaya çalıştım ama illa ki oynamışlığım oldu. Yöresel küçük farklılıklar olabilir veya her çocuk oyununda olduğu gibi oynayanlar kendi aralarında anlaşarak bazı şeyler ekleyip çıkarabilirler ama bizim oynadığımız simit'i hatırımda kaldığınca anlatayım.
En az üç kişi olmalı ama asıl zevki 8-10 kişi ile alırsınız. Fakat oynayacağınız arkadaş grubunu iyi seçmelisiniz; zira birbirine gıcık kapan arkadaşlar bu tür oyunlarda biraraya geldiğinde büyük kavgalar çıkar. Ayrıca giyilecek ayakkabılar iyi seçilmeli, ne biliyim mesela sivri burunlu kunduralar veya bot tarzı şeyler giyilmemeli ve darbelerin sadece ama sadece ebenin dübürüne yapılması konusunda tüm oyuncularla hemfikir olunmalıdır. Yoksa zaten yapısı gereği bir kaç elden fazla sürmeyen bu oyun, daha ilk elden ebenin ağlayarak eve dönmesiyle son bulur.
İlk önce bir ebe seçilir. Diğer her oyunda olduğu gibi ebe seçmede türlü türlü yollar izlenebilir, biz genelde top sektirerek en az sektireni ebe yapardık ki bu genelde ben olurdum. "Taş kağıt makas"tan tutun da "ooo piti piti"ye varana kadar her türlü yol mübah. Şanslı kişi belirlendikten sonra oyun alanının ortasına yaklaşık bir metrekarelik güvenli bir daire çizilir. Burası ebe için dünya üzerindeki tek sığınaktır. Oyun başladığında ebe akciğerlerine alabildiği kadar hava alır ve güvenli bölge dışına adımını atar atmaz "simiiiiiiiiiiiiiii...." diye bağırmaya ve alandaki diğer oyunculardan herhangi birine dokunmak için çılgınca koşmaya başlar. O son harfi yani "t" harfini söylediğinde halen birine dokunmayı başaramamışsa ebe çemberine gidene kadar oyunculardan tekme yer. Şanslıysa ve birine dokunmuşsa yeni ebe o olur ve garibim güvenli bölgeye gidene kadar tekme yer, en çok da eski ebeden. Ebenin dikkat etmesi gereken en önemli nokta, oyuncuların gazına gelip çemberden çok fazla uzaklaşmamaktır. Veya oyuncuları tahrik ederek yakına gelmelerini sağlamak da çoğu zaman işe yarar. Ha bir de çember etrafında pusu kuran çakallar var tabi. Bu mahluklar, nefesi tükenip de kimseden tekme yemeden çembere ulaşmayı başaran ebeye: "Sen öyle zannet" dercesine birer tekme atarlar son anda. Zaten yarım saatten fazla oynadığımızı hatırlamıyorum. İstesek de oynayamazdık, genelde tekmelerin ayarı kaçar ve kavga çıkardı.
Bir de buna benzeyen "zıldır zımba" diye bir oyun vardı ki tek farkı ebenin güvenli bölgeden çıkarken "zıldır zımba bir iki üç" diyerek ve her hecede uzun atlama yapar gibi birer adım atarak saldırıya geçmesi ve cümle bittikten sonra da mücadeleye tek ayak üstünde devam etmesiydi. Eğer yanılır da iki ayağını birden yere basarsa çemberine dönene kadar tekmeleri yerdi.
İkisi de erkek oyunu olmasına rağmen bazen kızların da bize karıştığını hatırlıyorum. Ulan ne şiddet sever toplumuz arkadaş be! Çocuk oyunlarımız bile tekmeli tokatlı...
Devamı »

21 Temmuz 2011 Perşembe

Tornet


Çeşitli semtlerde “bilyeli”de denir. Mahalleli çocukların F-1 yarış arabalarıdır. Bol yokuşlu yerlerde sık rastlarsınız, yani rastlardınız.
Oturak olarak kullanacağınız bir tahtanın ön ve arka altına iki çubuk çakar, bu çubukların ucuna da teker yerine geçecek birer bilyeli rulman takarsınız. Dönüş kontrolü için bazılarında ön takım ayakla yönlendirilebilecek şekilde çakılmış olur. Çocuğun hayal gücüne göre ve çeşitli kanallardan (baba, dayı, marangoz amca vb.) aldığı desteğe göre çok farklı tornet modelleri de ortaya çıkar. Tornet önüne araba markası yapıştırmalar, oturak yerine minder çakmalar, rulman yerine özel tekerler takmalar veya işi abartıp 5-6 rulman takmalar filan...

Eskiden bu bilyeli rulmanları bakkallar satardı, şimdi var mıdır bilmiyorum ama bir bakkal bulduğum ilk anda soracağım.

Herkesin tornet yapma imkanı olmazdı bu yüzden çoğu çocuk bu rulmanları fırlatarak onun dönerek gitmesinden aldığı hazla yetinmeye çalışırdı. Ben de bir süre böyle yapmıştım.
 










Devamı »

5 Eylül 2008 Cuma

Büyümemizi İstemiyorlar!









(30 Mart 2007)

Birileri büyümemizi istemiyor. Bize sürekli ergenlik kültürünü pompalıyorlar. Çünkü eğer "büyürsek" zulüm çarklarına, yalan sistemlerine çomak sokabiliriz. En çok korktukları şey bu. Kabusları bu. Bu yüzden genç-yaşlı herkese hazza dayalı hormonal bir hayatı dayatıyor veya buna özendiriyorlar, ellerindeki bütün araçlarla. Aslında özendirmekle dayatmak arasındaki farkın da bir önemi kalmıyor.
Hedefsiz, amaçsız, şahsiyetsiz, hissiz, duyarsız, haz için yaşayan yaratıklara benziyoruz veya benzemeye başlıyoruz. Tüm dünyayı bu yaratıklarla doldurmak için gösterilen çaba muazzam.
"Topraktan değil sanki betondan yaratılmış modern insan" ve bu yüzden bitmiyor sorunları. Sürekli yönlendirilmenin verdiği büyüyememe hastalığı yüzünden olsa gerek, kendisini sadece terapi merkezlerinde, para karşılığı dinletebiliyor. Zira insanın sözünün dinlenmesi bir olgunluk esamesidir. Olgunluk ise bu haz sisteminin en büyük düşmanı.
Etrafınıza bakıp da 40-50 yaşlarında veya daha da yaşlı ama 5-6 yaş psikolojisine sahip varlıkları görünce, bu çabaların başarılı olduğunu görüyor ve Allah'tan yardım dilemeye başlıyorsunuz, bu "esfelesâfilîn"e düşmemek için. Zira kendinizi iki dakika koyverseniz sizi hiç ummadığınız birine dönüştürecek tüm enstrümanlar hazır. Ahirete imanın o kadar çok sebebi var ki...


Devamı »

Çok okunanlar

Geçmişi unutma

Kim terörist

Kim terörist