21 Temmuz 2011 Perşembe

Tornet


Çeşitli semtlerde “bilyeli”de denir. Mahalleli çocukların F-1 yarış arabalarıdır. Bol yokuşlu yerlerde sık rastlarsınız, yani rastlardınız.
Oturak olarak kullanacağınız bir tahtanın ön ve arka altına iki çubuk çakar, bu çubukların ucuna da teker yerine geçecek birer bilyeli rulman takarsınız. Dönüş kontrolü için bazılarında ön takım ayakla yönlendirilebilecek şekilde çakılmış olur. Çocuğun hayal gücüne göre ve çeşitli kanallardan (baba, dayı, marangoz amca vb.) aldığı desteğe göre çok farklı tornet modelleri de ortaya çıkar. Tornet önüne araba markası yapıştırmalar, oturak yerine minder çakmalar, rulman yerine özel tekerler takmalar veya işi abartıp 5-6 rulman takmalar filan...

Eskiden bu bilyeli rulmanları bakkallar satardı, şimdi var mıdır bilmiyorum ama bir bakkal bulduğum ilk anda soracağım.

Herkesin tornet yapma imkanı olmazdı bu yüzden çoğu çocuk bu rulmanları fırlatarak onun dönerek gitmesinden aldığı hazla yetinmeye çalışırdı. Ben de bir süre böyle yapmıştım.
 










Devamı »

12 Temmuz 2011 Salı

Uçak bileti...

Ocak sonu - 2009
Devamı »

17 Haziran 2011 Cuma

Tekrar

Bu çağın insanları olarak tekrardan hoşlanmıyoruz. Hem de en küçüğünden bile. Oysa "tekrar"larla dolu bir dünyada yaşadığımızın farkında değiliz. Güneşin her gün doğudan doğup batıdan batmasından, her sonbaharda yaprakların dökülüp ilkbaharda tabiatın yeniden canlanmasından, sistemlerin ve galaksilerin kendi içinde ve dışında dönüşlerine kadar varan bir tekrar... En küçüğünden en büyüğüne kadar "tekrar"larla çevrili bir dünyadayız. Ama hiçbir "tekrar" diğeriyle aynı değil aslında. Tekrarlardaki farklılığı göremez hâle ge(tiri)len gözler, insanın "mutlu" olmasını da engelliyor. Bu tekrarları "aynı" sanan insanlar müthiş bir "farklılık" arayışı içine giriyor. Oysa ne yaparlarsa yapsınlar, hayat onları yine "tekrar" çıkmazının içine düşürüyor. İşte kaos o zaman başlıyor: Sürekli farklılık arama kaosu... Tekrarlardaki farklılığı, farklılıktaki tekrarı ve tekrarların üzerindeki birliği görmeye çalışan gözlerse kör edilmeye çalışılıyor. Evet...
2008
Devamı »

19 Mayıs 2011 Perşembe

Ölüm

Ölüm bir rüzgar gibi esince bütün çanlar susar.
Madem böyledir, o halde başında taç veya boynunda vergi yükü olmuş ne çıkar!
Biri zuhal yıldızına yükselse, öteki zindana kapatılsa, ölüm gelince herkesi eşitler...
Sâdî - Bostan
Devamı »

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Ah Gençlik Ah!

"Bir de genç olacaksınız. Ben sizin gibiyken..."

Bu ve benzeri ifadeleri bir kez daha duyarsam söyleyen kişiye ağız-burun dalacam (ama içimden). Nedir bu! "Şu an"ı kendi geçmişimizle değerlendirecek-kıyaslayacak kadar dar kafalarımız. Halbuki bir şeyi unutuyoruz; bizim geçmişimiz de başkalarının "şu an"ıydı ve onlar da aynen bunları söylüyordu belki de.
"Ben sizin gibiyken"le başlayan cümleler, zamanın ve ona bağlı olarak da hemen her şeyin yaşadığı değişimi anlayamadığı için dünyanın en anlamsız cümleleridir ve bir gerçeği görmezden gelirler daima: Bu cümleleri söyleyen kişilerin de kendilerinden önceki gençlerden farklı olduğu gerçeği.
Hem kendimizin hem de başkalarının başına gelen her olayı sadece kendi tecrübelerimize dayanarak yorumlamak, ne yaparsak yapalım vazgeçemeyeceğimiz bir huyumuz. Üç tane Yozgatlı (örneğe takılmayın) tanıyarak "Yozgatlılar şöyledir, böyledir..." diye genelleme yapabiliyoruz. Tanıdığımız insan sayısı en fazla dört yüz- beş yüz iken, milyarlarca insan hakkında bile "insanlar böyle işte" diye kestirip atabiliyoruz. "Senin gibisi bulunmaz." diyoruz biraz iyi biriyle karşılaşınca. Halbuki hiç kimse bu önermeleri yapabilecek kadar çok kişiyi tanımış olamaz. Bizim başımıza gelmeyen bir olay başkasının başına da gelmez diye düşünürüz hep.
Kendi yazdıklarımızla çelişen bir önermeyle bitirelim: İnsanlar çok garip...

2010
Devamı »

Geçmişi unutma

Kim terörist?

Kim terörist?