27 Haziran 2016 Pazartesi

Bir adım...

Bunu yazarken bile elim ayağıma dolaşıyor. Çok aşırı olmasa da baya bi kan tutuyor. Geçenki kuş olayından sonra, çalıştığım yere gelen ve "Sabahtan beri kimse gelmedi. Kan vermek ister misiniz" diye kurum kurum dolaşan sağlık görevlilerine de kayıtsız kalamadım. Hanımın da gazıyla, "Ama benimle uğraşacaksınız ona göre" diye tembihleyerek öğle tatilinde Kızılay otobüsüne gittik ve bin nazla kan verdim hayatımda ilk defa. Görevliler sağ olsun çok ilgilendiler, yarım saat filan sürdü. Kalkamadım yerimden, ayağımın altına yastıklar bilmem neler.
"Tutuyorsa seninle uğraşamayız" diyen görevliler yüzünden bu zamana ertelendi hep. Form doldururken bir baktım ki istese bile kan verebilecek kişi sayısı oldukça az. Bundan sonra yılda en az bir defa, tabi yine destek alarak kan vericem inşallah. Bu konudaki spekülasyonlara, iddialara v.s. hiç girmek istemiyorum çünkü çözüm önerisi sunmadan eleştirmek, alternatif üretmeden laf söylemek çok kolay.
Kanımın üç kişiye verileceğini öğrendiğimde ayrı bi sevindim. Birisine bir faydanın dokunması insana ne de güzel hissettiriyor.
Mayıs 2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder