20 Mayıs 2017 Cumartesi

İyilik için...

İyilik için söylenen yalan, fitne yaratan gerçeklikten iyidir.
Sâdî - Gülistân

Bu, fıkhımızda dahi yerini bulmuş bir düsturdur. Hatta bazı rivayetlere dayandırılan "hangi durumlarda yalan söylenebilir" başlıklı mevzular var. Hani savaşta veya eşleri birleştirmek için filan. Bilemiyorum, zaten sarsılan birlikteliklerin bir de yalan üzerinden yeniden kurtarılmaya çalışılması ne kadar anlamlı ve hatta doğru? Neyse bizim küçük aklımız bunları almaz, bunları daha akıllı kişiler düşünsün biz de onlara ölünün gassâle teslim olduğu gibi teslim olalım (!)
Sâdî merhumun yazdıklarından alıntı yapıp duruyorum ne zamandır. Ama yukarıdaki cümlesi üzerine biraz düşünmek istedim. İlk başta oldukça mantıklı geliyor ancak tarihte bunun örneği var mı merak ediyorum. Yani iyilikle sonuçlanmış bir yalan var mı gerçekten? Bu cümleyi savunmak için görünürde zarar verici sonuçlar doğurabilecek olan onlarca gerçeklik örneği verilebilir tabi ama bu küçük aklımla ve okuduğum tarih bilgisiyle ve ufak kişisel tecrübelerimle şunu söylemek istiyorum:  Yalanın kimseye faydası olmaz aga. Meretin kendisi fitne zaten, iyilikle sonuçlanması mümkün değil. Kısa vadedeki fayda görüntüsü ise kumar parasından farksız. Hasılı, Sâdî baba, katılmıyorum. Ha belki dedikodudan bahsediyordur, o zaman eyvallah derim. Ama "gıybet"le , "yalan söylememek" elbette ki ayrı konular.
Her ne kadar fayda-zarar analizi yapmasa da bu konu da Mark Twain'cıyım: "Her zaman doğruyu söyle; ne dediğini hatırlamak zorunda kalmazsın."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder