Kime Lazım?


Her geçen gün dünyanın bir başka bölgesinde bir başka zulmün yaşandığı şu dünyada kırk yaşıma geldim ve artık hayatımda tümörlermiş şeyleri, kişileri kesip atmaktan başka çaremin olmadığını fark edip buna göre eyleme geçebiliyorum. Fakat aynı zamanda bu yaşıma kadarki dünya görüşümü sürdürmekte de belirli bir motivasyon eksikliği duyuyorum. Yok, merak etmeyin sürekli orta yaş krizine girmiş erkek kafasıyla yazmayacağım; ama belki de mecburen bu yaşıma gelmeden fark edemeyeceğimi anladığım şeylerden birini paylaşmak bana iyi gelecek, belki size de iyi gelir.
Ramazan ayındayız. Oruç, yoğun ibadet, nefs terbiyesi, iyilik faaliyetleri, süslemeler, şenlikler, hediyeler, iftarlar vb. İnsan bu tarz yoğunlaşmaları daha çok çocuklar için lazım sanıyor ama aslında yaş ilerledikçe gelen hayattan usanmışlık hissiyatı sadece bunun gibi küçük şeylerle aşılabiliyor belki de. Mesela geniş aile düzeninde dede ve ninelerle büyümenin çocuklara olumlu etkisindense, çocukların dede ve ninelere kattığı yaşam enerjisi daha fazladır diye düşünüyorum.

Geçim sıkıntısı, beklentiler, hayal kırıklıkları, ihanetler, yaşadığınız ülkeye göre mesela savaşlar derken başımıza gelen çoğu şey bazen insanı hayattan hatta inancından bile soğutabiliyor. İşte çevre burada devreye giriyor. Birbirimize hayata tutunma gücü veriyoruz. Hele ki başta kendimizinkiler olmak üzere çocuklar... Çocukların hevesi kırılmasın diye yaptığımız şeylerin çoğu, bir yandan da bize katkı sağlıyor aslında. Mesela sahur yapmadan çok daha rahat bir oruç geçirebilmeme rağmen Ramazan bilincini yaşayabilmesi için küçük oğlumla birlikte sahur yapıyoruz. Bu esnada elbette bizim de Ramazanla bağımız derinleşiyor. Zaten insan en çok bağları sayesinde hayata tutunuyor.
Belki de insan yaş aldıkça saf bir neşeyi kendi başına üretmekte zorlanıyor; çocuklar bu üretimi hatırlatıyor.

Şimdi acı gerçeklerle süsleyelim yazımızı. 

Dün ABD ve İsrail'in İran'a saldırısında Minab şehrindeki bir ilkokul hedef alındı. Onlarca melek katledildi. Zalimler çocukların önemini çok iyi bilir. Gerek tarihte gerekse günümüzde devamlı ve özel olarak hedef alırlar onları. Çeçenistan, Bosna, Afganistan, Irak, Suriye, Filistin, İran... Kendi çocuklarını da bu zalimliği devam ettirmek üzere özel olarak yetiştirirler.
Gazze'ye bakın mesela, çocuk varsa umut ve neşe her alanda devam ediyor orada da. Onların kahkahası, küçük bir heyecanı, bir süsleme için gösterdikleri coşku… Yetişkin aklıyla anlamsız görünen pek çok şeyi anlamlı kılıyor.
Bu nedenle gerek keskin nişancılarla gerekse bombalarla toplu olarak özellikle alırlar ellerimizden onları. 

Yetişkinler olarak genelde çocukları bize muhtaç zannederiz; ama aslında biz onlara muhtacız. 

Yorumlar

Rastgele

Değerlendirenler

Kim terörist?

Kim terörist?

Misafirler