Kayıtlar

Dikkat etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kime Lazım?

Resim
Her geçen gün bir başka bölgesinde bir başka zulmün yaşandığı şu dünyada kırk yaşıma geldim ve artık hayatımda tümörlermiş şeyleri, kişileri kesip atmaktan başka çaremin olmadığını fark edip buna göre eyleme geçebiliyorum. Fakat aynı zamanda bu yaşıma kadarki dünya görüşümü sürdürmekte de belirli bir motivasyon eksikliği duyuyorum. Yok, merak etmeyin sürekli orta yaş krizine girmiş erkek kafasıyla yazmayacağım; ama belki de mecburen bu yaşıma gelmeden fark edemeyeceğimi anladığım şeylerden birini paylaşmak bana iyi gelecek, umarım size de iyi gelir. Ramazan ayındayız. Oruç, yoğun ibadet, nefs terbiyesi, iyilik faaliyetleri, süslemeler, şenlikler, hediyeler, iftarlar vb. İnsan bu tarz yoğunlaşmaları daha çok çocuklar için lazım sanıyor ama aslında yaş ilerledikçe gelen hayattan usanmışlık hissiyatı sadece bunun gibi küçük şeylerle aşılabiliyor belki de. Mesela geniş aile düzeninde dede ve ninelerle büyümenin çocuklara olumlu etkisindense, çocukların dede ve ninelere kattığı yaşam enerji...

İsraf (Normal)

Resim
( Daha önce de şöyle bir yazı yazmışım, beraber okunabilir: Aşırı İsraf    Demek ki buraya takılıp kalmışım. Değişememiş, değiştirememişim hiçbir şeyi.) ___________________________________ İsraf hayatımızın birçok alanına sinsice yerleşmiş bir hastalık. Günlük yaşantımızda çoğu zaman farkına varmadan bu tuzağa düşebiliyoruz. Atılan ekmekler, abartılı sofralar, yeni çıkan eşyaların muhakkak bizde de olması için gösterilen çabalar, yığınla alıp hiç giymedeğimiz kıyafetler, içki ve sigara gibi zararlı alışkanlıklar... Lüks arabalar için çok para harcanıyor, gereksiz kıyafetlere, organizasyonlara çok ciddi paralar veriliyor gibi konulara tepki gösteriyoruz ama işin esası şu ki hepimiz israf ediyoruz. Kimimizin milyonları var ve o ölçüde israf ediyor, kimimizin 45.000TL maaşı var ve o ölçüde israf ediyor. Bu konuda düştüğümüz temel çıkmazlardan birisi ise, (eğer yapıyorsak) başkalarına da yardım ediyor olmamızı, sadaka veya infakımızı; israfımızı meşru kılacak bir altlık olarak dü...

Ateş ve Duman

Resim
Eski bir sözdür bu, ateş almayan yerden duman çıkmayacağı; ama belki de günümüzde çok da anlamlı değil. Artık dumansız ateşlerin, ateşsiz dumanların bilimsel deneyler dışında da çıkarılabildiği bir dönemdeyiz. Hele ki ülkemiz bu anlamda pınarlar ve şelalelerle dolu.  Bir yanlışı yapan kendi grubumuzdan birisiyse o durumu her şekilde olumlu bir yöne tevil ediyoruz. Hiç eğip bükemeyeceğimiz sertlikte bir olaysa en fazla o yanlışı yapan kişiyi değiştiriveriyoruz. Yanlışı yapanın sürekli yanına kâr kaldığı diyarlarda yaşıyoruz. Fakat eğer bu yanlışı rakibi olduğumuz anlayıştan biri yaparsa vay hâline onun. Bunu sadece biz değil dünyadaki tüm gruplar yapıyor. Homojenlik iddiasında/çabasında olan tüm grupların, kurtuluşun sadece kendisinde olduğunu savunan tüm oluşumların mottosudur bu: Bizdensen sana korku yok! Tutarlılık... Bu sade ve basit duran erdem o kadar önemli ki umursanmadığında insanı dinden bile çıkarır. Ahlak sahibi olmanın hemen peşine gelir benim sıralamamda. Günlük hayatı...

Yalınlık

Resim
"Biz masumiyetimizi kaybettik. Eskiden kötülüğü bilmezdim, kötüyü bilmezdim, konuşmazdım. Bu kadar çok okuyan ve bilen biri de değildim. Şu an çok okuyorum, güya çok biliyorum. Ama sürekli kötülüğü ve kötüleri konuşur oldum. Kötülük de yapıyorum. Aynı toplumda yaşıyoruz, yaşanan değişimlere bir şekilde uyum sağlıyoruz. Eskiden böyle değildik, masumduk. Aptal değildik, ama masumduk. Galiba yalın kalmak bizim için daha iyiydi." Değerli bir büyüğümden ayak üstü dinlediğim ve faydalandığım bu cümleleri paylaşmak istedim. Okuyalım, sorgulayalım, araştıralım, analiz edelim tabi ki ama bunu yaparken her şeyi çözmüşüz edasına kapılıyoruz ve asıl bilmemiz ve yaşamamız gereken değerleri atlıyoruz. Mesela herhangi bir konuda bir işin "ehli" olma ya da "ehline sorma" kavramını kaybettik. Neden soralım, yazarız internetteki arama motorlarına, okuruz, seyrederiz ve öğreniriz; artık "biliriz"... Halbuki ilim her daim yitiğimizdir bizim. Sürekli aranması gereken...

Yalancıyız - 2

Resim
- Doğrusu neyse söyledim. Ne gerek var ki yalana? İlk duyulduğunda takdir edilesi bir konuşma gibi dursa da, bu konuların geçtiği yerlerde temel sıkıntı şu alt metindedir: Yalana ihtiyaç duyulan yerler var. Peki bu doğru mudur? Elbette hayır. Yani ilk cümleyi söyleyen kişi adeta şunu diyor: "O anda yalan söylemenin bana bir faydası, ya da doğruyu söylemenin bana bir zararı yoktu ki o yüzden doğruyu söyledim. Böyle yapmak lazım." Gerçek dürüstlük, yalan söylemeye "gerek" varken onu söylememektir oysa; çünkü herkesin yalan söyleme gerekçeleri farklıdır. Bu yüzden de dürüstlük her zaman her yerde geçerli tek erdemdir belki de... Galiba bu yüzden Allah Resulü s.a.v. "Bana yetecek tek bir şey söyle" diyen adama: "İman ettim de ve diline hakim ol, dosdoğru ol." demiştir.  Başkasına yalan söylemek ise aslında en kolayı. Yalanı hayatında düstur edinenler, her sıkıştığında ona başvuranlar zamanla kendilerine de yalan söylerler. Başkasını kandırmak kolaydı...

Rastgele

Değerlendirenler

Kim terörist?

Kim terörist?

Misafirler