28 Ekim 2008 Salı

Hüsrân



Âkif okumak başka bir şey... Zaten Safahat sadece bir şiir kitabı değil.
Merhumun sanata vakti olmadı hiç, yani cümlelerini süslemeye... Davaya hizmetti tüm şiirleri, İslam davasına...
O kısıtlı vakitler de bile yine de büyük bir şair olduğunu gösterebilmiştir. Bu ülkenin insanları bu ülkenin tarihini bir de onun şiirlerinden okumalı.

Aşağıdaki şiir bu coşkun şairin Mısır hayatında yazdığı en hüzünlü ve melankolik şiirlerinden. Neydi onu bu karanlığa gark eden ya da kimlerdi?

HÜSRAN

Ben böyle bakıp durmayacaktım, dili bağlı,
İslam'ı uyandırmak için haykıracaktım.
Gür hisli, gür imanlı beyinler coşar ancak,
Ben zaten uzunboylu düşünmekten uzaktım!
Haykır! 'Kime, lâkin? Hani sâhibleri yurdun?
Ellerdi yatanlar, sağa baktım, sola baktım;
Feryâdımı artık boğarak, naş'ını tuttum,
Bin parça edip şi'rime gömdüm de bıraktım.
Seller gibi vâdîyi enînim saracakken,
Hiç çağlamadan, gizli inen yaş gibi aktım.
Yoktur elemimden şu sağır kubbede bir iz;
İnler 'Safahat'ımdaki hüsran bile sessiz!

İstanbul, Teşrinievvel 1335 (1919)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder