13 Ekim 2008 Pazartesi

Otobüs Beklerken...

Kalem beni biraz uğraştırdı ama sonunda yazmaya başlayabildim. Ne garip. Bu yazıyı yazdığım defteri işim bitince çöpe atıcam; ama sanki buraya da kalemle yazıyormuşum gibi bi hava var üzerimde. Her neyse, konumuz bu değildi.
Şu an mahalle camimizin hemen önündeki durakta otobüs bekliyorum. Cami bahçesine bir kaç lise genci girdi az önce. Allah'ın biz insanlara lutfettiği konuşma yeteneğini en iğrenç şekilde kullanmaya ve kim bilir kaç liralık cep telefonlarından en kötü arabesk müzikleri dinle(t)meye başladılar (Halbuki o kadar güzel arabaskler var. Cidden). Ne kroluktur ya Rabbi. Hadi grup halindeyken neyse de bunu tek başınayken yapanlara uyuz olurum. Her neyse. Ağızları bozuk, iki kelimeden biri küfür... Tuhaf bi vurgu veriyor, cümle sonlarındaki küfür :)
Bu mahluklarla aynı cins olmam dışında kişisel olarak ortak bir şeylerimiz var mı diye düşünürken içlerinden biri şöyle dedi:
"La oğlum, âşık oldum la a.... ..... Adı da Tuğba" (Noktalı yerlerde küfür ediyor)
İyi, dedim kendi kendime. Hiç değilse ortak iki yönümüz daha var. Her ne kadar geçmişte kalsa da...
Neyse ki şimdi kalkıp gidiyorlar. Otobüsüm gelirse ben de gidebilirim inşallah.
Hayat da bu değil mi? Hep bi otobüs bekliyoruz ve otobüsü süren de biz değiliz, ama nerede binip nerede ineceğimizi bilemezsek hiç bir yere varamayız. Ve etrafımızdakilerle, yani diğer yolcularla mutlaka ortak bir şeylerimizin olduğunu bilmezsek... Hiç bir seyimiz ortak değilse bile aynı otobüsteyiz, ki bu da her şeyden önemli bir ortaklık.
Sürekli birilerine sinirlenerek yaşayamayız.
Yalnız bu otobüse sinirlenmeye başladım şimdi. Yarım saat oldu kardeşim!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder