Kayıtlar

Herkes Gibi

Resim
Tepki verme konusunda çok eksiğim. Kendi mizacımdan, yetişme şeklimden, birçok farklı parametreden dolayı olabilir bu bilmiyorum; ama böyleyim. Halbuki bir durum hakkındaki olumsuz görüşü hemen karşı tarafa bildirmek iletişim açısından karşı tarafın da bir hakkı. Sosyal ilişkilerde böyle olduğu gibi idari işlerde de durum bu. Katılımcı yönetimin tek yolu belki de bu mesela, yani şikayet/tepki mekanizması. Eskiden hep karşı tarafın beni anlamasını bekler, kendimi yeterince ifade edersem insafa gelip bana insan muamelesi yapacaklarını sanırdım, ümit ederdim. Fakat yıllar geçtikçe gördüm ki bana yapılan ve yanlış bulduğum konulara karşı, doğru zamanda dimdik durup adamakıllı tepkiler vermeyince, muhataplarım -belki insan doğasının gereği- daha da ileri gidip işi çığrından çıkarıyor. Her müsamaha, başka yeni bir sömürüyü doğuruyor. İnsanlara karşı giriştiğim bu tepki mücadelesinde yaptıklarım, beni olduğum/olmak istediğim kişiden/kişilikten uzaklaştırıyor; ancak fark ediyorum k...

Çocuktan Öğrendim - Araba

Resim
Güzel bir araba gördük, satın almak için paramızın yetmeyeceğini anlattım. - Ben sana büyüyünce alıyım babacım. - Sağ ol oğlum ama kendine de al tamam mı? - Zaten onu ben kullanıcam babacım. - Ama o zaman benim olmuyor ki... - Sana da akülüsünü alıcam babacım. 11.01.2020  

Çocuktan öğrendim - Boykot

Resim
Gazze soykırımının aklı başında tüm insanlara öğrettiği bir şey bu: Zalimin/Katilin ürünlerini boykot etmek. Çikolata alırken, deterjan alırken, dondurma, içecek, cips, ayakkabı vb alırken hep uyarıyor bizi kuzucuğum. Gevşediğimiz yerlerde: - Babacım bu boykot değil mi? diye bizi diriltiyor her seferinde. Bugün tişört alırken zalimi boykot edemeyenler yarın zalimin çarkına demir-çelik taşımakta beis görmüyor çünkü.Direnişin en çocukça halini bile yapmayanlarımıza selam olsun; zira en çok onların ihtiyacı var selama.  2025 yılı

Çocuktan Öğrendim - İlkler Zordur

Resim
Birinci sınıfta... Birkaç çocuk bizimkini biraz fazla itip kakmış. Vücudunda morluklar var. Mücadele etmiş ama çocuklardan birine gücünün yetmediğini söylüyor. Sonra gördüm o çocuğu, bizimkinden bile küçük fiziksel olarak. Demek ki her şey görüntü değil. Öğretmenine söylemiş olayı. Tahtaya çıkartıp uyarmış çocukları öğretmen. Kısa süre sonra iyi arkadaş oldular bu olaya karışanlar. Hatta bir tanesi en iyi arkadaşı oldu daha ilk yıldan. Nice düşmanlıkların dostlukla son bulabileceğine inancım yeşerdi; çünkü bu her zaman en cılız fidandır hayatta.   2021 yılı

İsraf (Normal)

Resim
( Daha önce de şöyle bir yazı yazmışım, beraber okunabilir: Aşırı İsraf    Demek ki buraya takılıp kalmışım. Değişememiş, değiştirememişim hiçbir şeyi.) ___________________________________ İsraf hayatımızın birçok alanına sinsice yerleşmiş bir hastalık. Günlük yaşantımızda çoğu zaman farkına varmadan bu tuzağa düşebiliyoruz. Atılan ekmekler, abartılı sofralar, yeni çıkan eşyaların muhakkak bizde de olması için gösterilen çabalar, yığınla alıp hiç giymedeğimiz kıyafetler, içki ve sigara gibi zararlı alışkanlıklar... Lüks arabalar için çok para harcanıyor, gereksiz kıyafetlere, organizasyonlara çok ciddi paralar veriliyor gibi konulara tepki gösteriyoruz ama işin esası şu ki hepimiz israf ediyoruz. Kimimizin milyonları var ve o ölçüde israf ediyor, kimimizin 45.000TL maaşı var ve o ölçüde israf ediyor. Bu konuda düştüğümüz temel çıkmazlardan birisi ise, (eğer yapıyorsak) başkalarına da yardım ediyor olmamızı, sadaka veya infakımızı; israfımızı meşru kılacak bir altlık olarak dü...

Ateş ve Duman

Resim
Eski bir sözdür bu, ateş almayan yerden duman çıkmayacağı; ama belki de günümüzde çok da anlamlı değil. Artık dumansız ateşlerin, ateşsiz dumanların bilimsel deneyler dışında da çıkarılabildiği bir dönemdeyiz. Hele ki ülkemiz bu anlamda pınarlar ve şelalelerle dolu.  Bir yanlışı yapan kendi grubumuzdan birisiyse o durumu her şekilde olumlu bir yöne tevil ediyoruz. Hiç eğip bükemeyeceğimiz sertlikte bir olaysa en fazla o yanlışı yapan kişiyi değiştiriveriyoruz. Yanlışı yapanın sürekli yanına kâr kaldığı diyarlarda yaşıyoruz. Fakat eğer bu yanlışı rakibi olduğumuz anlayıştan biri yaparsa vay hâline onun. Bunu sadece biz değil dünyadaki tüm gruplar yapıyor. Homojenlik iddiasında/çabasında olan tüm grupların, kurtuluşun sadece kendisinde olduğunu savunan tüm oluşumların mottosudur bu: Bizdensen sana korku yok! Tutarlılık... Bu sade ve basit duran erdem o kadar önemli ki umursanmadığında insanı dinden bile çıkarır. Ahlak sahibi olmanın hemen peşine gelir benim sıralamamda. Günlük hayatı...

Bağımsız Yargı

Resim
Asansör bekliyorum geçenlerde. Karşımda bir adam, gözümün içine bakıyor. Merhaba demem lazım insaniyet namına, kafam dalgın, demiyorum. Ağzımı açamıyorum, sebepsiz. O da demiyor, belki de benden bekliyor. Aynı kata geldik, indi ve bir şey demeden gitti, ben de bir şey demedim. Öyle odun gibi bir seyahat geçirdik beraber, otuz saniye boyunca.   Yaşadığımız tek bir olaya bakıp/takılıp çok çabuk kararlar veriyoruz birbirimiz hakkında. Hemen kesin yargılarda bulunuyoruz. Belki de her şey şu anlattığım olay kadar basit ve de anlamsız.   Artık yoruldum. Gençken her şeye ve herkese itiraz ediyor insan; hatta bunun gençlikten kaynaklandığını söyleyenlere bile. Eskiden yanımdakinin daha dindar olmak için yaptığını düşündüğüm takkesinden, sakalından bile rahatsızlık duyardım. Sanki ben çok matah biriymişim gibi. Zaman geçtikçe hepsi boş görünüyor gözüme. Sadece kendimi düzeltmeye çalışıyorum artık, en çok hatanın kendimde olduğunu fark edeli uzun bir süre oldu.   Yoruldum. En çok d...

Sıkıntı

Resim
- Alo, Bayram nasılsın? - .... - İyi işte işte n'olsun, sıkıntıdayım, halletmeye çalışıyorum. - ... * Her insan kendi derdini en büyüğü zannediyor galiba. Ya da daraltayım biraz, tanıdığım bir çok insan, başına gelen sıkıntılara, sadece onun başına geliyormuş gibi tepki veriyor. Öyle bir edebiyat parçalıyorlar ki şaşırıp kalıyorum. Sıkıntı anında, dert henüz aktifken bu tepkiler verildiğinde anlayışla karşılamak elbette mümkün, hatta karşılanmalı da ancak normal zamanında bile, daha önce yaşamış-bitirmiş olduğu dertlerle öyle bir arabesk haline bürünüyorlar ki, dünya üzerinde milyonlarca insanın el'an ne acılarla uğraştığı hakkında hiçbir fikirleri olmuyor. Galiba buna en sade anlamıyla  şükürsüzlük  deniyor. Maddi imkanları bizden biraz iyi olan insanları bile dertsiz, tasasız zannediyoruz. Bizim gözümüzde en mutlu insanlar onlar. "Keşke onlar gibi olabilsek." Parasının haddi hesabı olmayanlarsa zaten bizim gözümüzde cennette. Paraları var, başka ne dertl...

Özgüven Sorunu

Resim
Pandemi nedeniyle maske ve mesafe kurallarına uyularak cami bahçesinde kılınan cuma namazlarından birindeydim. Sünneti kılmış, hutbe için bekliyorduk. Caminin yanındaki binaların birinden, muhtemelen bir dükkanda yapılmakta olan tadilattan tiz bir matkap sesi geliyordu. Cemaatten biri daha fazla dayanamadı ve bağırdı: - Aloooo! Cuma vakti cuma, kapat şunu! Ses birden kesildi tabi. Adam bağırana kadar bu durumun namaz için bir engel teşkil ettiğinin farkında bile değildim ki değildi de aslında. Bu şekilde söylenmesi doğru muydu değil miydi'nin ötesinde aklıma başka düşünceler geldi. Müslümanlık iddiası güden insanlar birbirini tatlı dille bile olsa uyarmaya , yanlışı söylemeye yanaşmıyor, buna dilleri varmıyordu. Dini ritüeller temelde kişiseldir evet; ama yarım saat olsun ibadet ederken saygı beklemek de çok doğal bir hak olsa gerek, hiç değilse toplu yapılması gereken ibadetlerde. Yabancı memleketlerde Müslümanlara gösterilen saygıyı bile, aynı dine mensup olduğunu iddia ettiği k...

Neden?

Resim
Sebep-sonuç ilişkilerine dayalı bir hayatta yaşıyoruz, o yüzden "neden" sorusuna varoluşsal anlamda cevaplar bulamıyoruz her zaman; çünkü yok. Varsa da anlayabileceğimiz bir cevap değildir muhtemelen. Yaratılışa getirdiğimiz bütün eleştirilerin temelinde bu nedensellik arayışı yatıyor. Tanrı inancına mesafeli insanların aklında da hep aynı sorular dönüyor. İnsan ürünü mantıkla Mutlak Güç'ün eylemlerini sorgulayıp etik bağlantılar kurmaya çalışıyoruz. Bu da bizi asla O'na ulaştıramıyor. Bu kadar çocuğun, bu kadar masumun ölmesine izin veren, bu kadar zulme göz yuman bir kudrete nasıl iman edeyim gibi sorular kendi içinde mantıklı olabilir; ancak mantık sadece neden-sonuç ilişkileriyle kısıtlanmış bu aleme özgü bir bağlantılar bütünü.  Neredeyse bütün kötülüklerin cezasız ve iyiliklerin karşılıksız kaldığı dünya hayatından ötede bir aleme, her hakkın yerini bulduğu bir diyara iman etmeden de mantıksız durumlara mantıklı cevaplar bulamayacağız belki de. Her birimizin akl...

Babam ve Bi de Patili Dostum

Resim
Çocukken babamın, meyve ağaçlarını neden hep evimizin önündeki bahçenin yol tarafına diktiğini anlamaz hatta sinirlenirdim; çünkü okula giden veya okuldan dönen çocuklar ağaçların dallarını kıra kıra toplarlardı daha yeni meyveye durmuş çağlaları ve hatta olmamış vişneleri. Ağaçlara mı üzülürdüm yoksa meyvelere mi, yoksa ben yiyemeden yok olup gitmelerine mi bilmiyorum; ama net olan şey babama olan kızgınlığımdı. İçeri dikseydi ya o ağaçları! O zaman aklımın almadığı bu olayda ne eğitici dersler olduğunu yaşım ilerlediğinde anlamaya başladım.  Akıl yaşta değil baştadır derler; ama bu söze bir şerh düşülerek yapılan meşhur devam kısmı da bulunur: "lakin aklı başa yaş getirir". Genç kardeşlerim kusura bakmasın, ben de yaşlı değilim gerçi; ama emin olun insan birçok şeyi el yordamıyla, deneye yanıla tecrübe etmeden asla anlayamıyor, bazen tecrübe etse de anlayamıyor, yanlış ve sabitleşen çıkarımlarda bulunuyor.  Babam neden ısrarla meyve ağaçlar...

Ortayolculuk

Resim
Çok yakınımdaki bazı insanlarda gözlemlediğim bir durum var: Radikallik. Akla ilk gelen alanlardan son gelen alanlara kadar. Sonra bir baktım ki çok uzağımdaki insanlarda da var bu durum. Bu radikalliğimizin payını almadığı hiçbir alan kalmadı. Deprem oluyor, aynıyız; savaşlar yaşanıyor yanı başımızda, ülke içinde, aynıyız; yangınlar, seller, toplumsal felaketler yaşanıyor, aynıyız. Asalım keselim ile umursamazlık uçlarındayız, iki ucu da kanserojen.  Mesela teknoloji kullanımı... Beynimize çip takılmasını tartışıyoruz ama her birimizin elinde birer çip var ve güle oynaya kullanıyoruz. İlk çıktıklarında bu oyuncaklarımız için de aynı tartışmaları yapmıştık gerçi. Muhtemelen beynimize de aynı şekilde kendi istek ve hatta karşı konulamaz arzumuzla taktıracağız.  Artık her bir bilgiyi elimizdeki ekranlardan yaptığımız "araştırma"larla ediniyoruz. Tarhana çorbası yapımından, Hudeybiye barış anlaşmasına, patates nasıl ekilirden göktaşlarına kadar her konuya değinen bir sosyal ...

Dede...

Resim
"Allah taksiratını affetsin" dediklerinde en azından bende bir rahatsızlık oluşuyor, sanki rahmetli günahkarın biriymiş gibi hissediyorum. Taksir ve kasıtlı günah aynı şeyler değil farkındayım ama istemsiz bir duygu bu. Yıllar önce Türkmeneli TV'de bir programda rastlamıştım. Konuşmacılar sevdikleri birinin adını anarken (kişi sağ bu arada) "Allah affetsin" dileğiyle birlikte söze başlıyorlardı. Allah'ın affı olmadan hiç birimizin cennete giremeyeceğinin âdetlerde yerini bulmasına güzel bir örnek aslında. Bu nedenle "taksirat affı" dileği sunan herkesin ardından bu düşüncelere dalarak kendimi yeniden ikna ediyorum. Aslında gittiği için değil üzüntümüz. Keşke hepimizin bu şekilde bir hayatı ve ölümü olsa... Yaklaşık 95 yaşındaydı rahmetli. Asıl üzüntümüz biraz daha beraber olamayacağımızdan.  Semerciymiş çok eskiden. Son gece kalkıp iğne iplik istemiş, yattığı yorganın kenarını dikmeye başlamış. İnsan hafızası çok ilginç... Gerçek anlamda sini...

Çocuktan Öğrendim: Vicdan

Resim
Sinemaya gittik. Hanım başka bir filme gitti. Ben de oğlumla (7) bir çocuk filmine girdim. Hanımın filmi 15 dakika erken başladı. Ara verilince hanımın salona gidip ziyaret ettik, onun salonunda da ara verilmişti. Oğlum doğal olarak bir rahatsızlık duymadı bundan, yani arada annesinin yanına gitmekten. Sonra bizim filmimiz erken bitti. Hanımın salonun önünde beklerken dedim ki: - Oğlum salon boş, hadi annenin yanına gidip oturalım. Birazdan onunki de biter. - Hayır babacım olmaz. - Neden? - Biz filmimizi seyrettik, başka filme giremeyiz. - Ama zaten paramızı verdik ve filmimiz bitti. Bu film de birazdan bitecek. - Hayır, bizim hakkımız bitti, giremeyiz. Ben rahat edemem öyle. Haklıydı, bu yüzden de film bitene ve seyirciler çıkana kadar bekledik. Dünyayı çocuklar yönetsin n'olur! Bu vicdanı, hakkaniyetli davranmayı ve ince düşünmeyi tam olarak hangi yaşta ve nasıl kaybediyoruz bilmiyorum küçüğüm; ama lütfen bunu korumak için çaba göster, her şeye, herkese, hepimize rağmen... 11 Ara...

Soba Sıcaklığı

Resim
Geçmiş... Geçmişini özlemeyen var mı? Acı tecrübeleri, travmatik olayları hariç tutarsak hepimiz özlüyoruz geçmişi/mizi. Bugün büyük kentlerde yaşayan çoğu kişi için gerçek bir nostaljiye dönüşmüş olan soba ve onun sıcaklığı üzerine biraz sesli düşünmek istiyorum. Tüm olumsuz yanlarına rağmen ülke olarak bile eski hale olan özlem birçok zaman ve zeminde dile getiriliyor. Bence şu an için abartılı bir düşünce şekli. Birkaç iyi özellik için o günleri bir daha kimse yaşasın istemem, o günleri yaşayan kimsenin de gerçekten o günlere geri dönmek istediğini düşünmüyorum. Benim gibi orta yaştaki kişilerin şu soğuk kış günlerinde evi için belki de en çok özlediği şey soba sıcaklığı. Özlediğimiz şey sobanın sıcaklığı mı? Aslında evet, bu konu, üzerinde çok da edebiyat parçalanacak bir konu değil. Tüm zahmetine rağmen tabi ki sobanın sıcaklığı bir başka ve değişilmezdi. Fırınında pişen patates, üzerinde kaynayan suyun sesi, portakal ya da mandalina kabuklarının kokusu vb. bunlar hep yan özellikl...

İnsanlarla Uğraşmak

Resim
"İnsanlarla uğraşmayı sevmiyorum." dedi, yanındaki arkadaşına, önünden geçtiğim, taksitli alışverişiyle ilçede adı bilinen bir dükkanda çalışan genç kız. İnsanla uğraşmak... Yani kendisiyle... Bu cümleyi çok sık duyarız. İşim nedeniyle ben de defalarca kullanmışımdır. Doktorluktan pazarcılığa kadar, insanların ürettiği mesleklerin büyük çoğunluğunda doğrudan diğer insanlarla iletişim halinde olunduğundan, bu şikayeti duyacağımız kişi ve gün sayısı da artıyor. Bu mesleklerin teker teker yok olmasının bu serzenişi bitireceğini düşünmüyorum. Oluşan yeni meslekler sadece bu şikayetin kelimelerini değiştirecektir. "Yeryüzünde bir halife yaratacağım." ayetinin nesnesi olan bir varlık, asli görevinden yılıyor. Tabiri caizse insan yeryüzünde Yaradan'ın eli olmakla mükellef. Yine de şeytanın nesnesi olmak isterse bu özgürlüğe de sahip. Hayatımızdaki temel görevlerimizden biri "başkalarıyla uğraşmak", elbette olumlu anlamda. Peki bizi bıktıran sebepler neler ol...

Bir Şey Yap!

Resim
Elimizde bir otomobil var: her gün beş defa yıkadığımız, sürekli bakımını yaptığımız, ses sistemi döşettiğimiz, deri koltuklar serdirdiğimiz, en kaliteli şekilde boyattığımız ve hatta modifiye ettiğimiz... Fakat içine kimseyi bindirmiyoruz, bırakın birini bindirmeyi biz dahi binmiyoruz ve onu hiç çalıştırmıyoruz bile. Amacı hareket etmek-ettirmek olan bir nesneyi pamuklara sarıp sabitliyoruz. Belki konuşulmaktan, yazılmaktan temcid pilavı kıvamına geldi ama ufak bir karşılaştırma yapmak istiyorum. 28 şubat dönemini hatırlıyorum. Ülkedeki Müslüman toplum olarak belki de tarihte hiç olmadığımız kadar aktif ve tepkili idik. Dernekler, vakıflar, bireyler herkes; adeta dağlar-taşlar, kuşlar ve tüm tabiatla birlikte/beraber mücadele veriyordu. Belki  geçmiş zaman diye öyle geliyordu denebilir; ama bugünümüzden çok farklı olduğunu ve çok daha "ileri"de olduğumuzu düşünüyorum. Bugün ise üzerimize serpilen ölü toprağından kurtulamıyoruz. Tüm baskılara, namaz kılıyor diye yapılan...

Birlikte Yaşayabilmek

Resim
Ötekini anlamaya çalışma meselesi "ilk kardeşler"den bu yana belki de en eski sorunlarımızdan. Bir başkasının düşüncelerinin, zevklerinin, ideallerinin, hayallerinin, prensiplerinin farklı olabileceğini anlamak ve ona yaşam hakkı vermek...  Kendi düşüncesine, hayat şekline karşı özgürlük ve anlayış bekleyenlerimiz bile bunu zorbaca ve yine bir başka anlayışsızlıkla talep ediyor. Bu, bireysel olarak da ilk aşmamız gereken engel. Kendimden örnek vereyim, mesela otuzlu yaşlarıma kadar iskender kebabı sevmemenin bile ceza kanununda suç teşkil etmesi gerektiğini düşünürdüm içten içe. İnsan iskenderi nasıl sevmez? Allah'a inanmayabilirsin ama iskenderi sevmek zorundasın, sevmemeyi düşünen, bunu teklif dahi eden insan olamaz-dı. Bu ve benzeri konularda başkalarına hak vermeye orta yaşlarımda başladım. Acaba diyorum ülkeler de mi böyle oluyor? Kuruluş zamanlarında, kurucu ekibin ideolojisine ters düşecek en ufak bir düşünce kırıntısı bile toplu-tüfekli bir itirazla karşılaşıyor....

Metne Yakınlık

Resim
Kendisi imam olan değer verdiğim bir abim, her zamanki gibi Müslümanların sorunlarını konuştuğumuz -o kadar çok sorunumuz var ki, yeni şeyleri konuşmaya fırsatımız kalmıyor- bir sohbet ortamında bağlam gereği şunları söylüyordu:  - Tamam, eskilerin eğitim metodu yanlıştı. Sopayla, dayakla eğitiyorlardı bizi; ama hocam beni dövmeseydi ben hafız olamazdım. Yanlış da olsa o yöntemle benim ve birçok kişinin hafız olmasını sağlamıştı. Bugün insan psikolojisini inceleyip en doğru eğitim metotlarını bulmaya çalışıyoruz ama merak ediyorum; ben bugünkü "doğru" eğitim metotlarıyla kendi oğluma hafızlık öğretebiliyor muyum veya din ile ilgili başka herhangi bir şeyin aklında kalmasını sağlayabiliyor muyum?  "Hafız" ın kelime anlamıyla (koruyan, saklayan) bugün kullandığımız anlamı (Kur'an'ı baştan sona ezberleyen kimse) farklı, doğrudur. Allah c.c. bize: "Kitab'ı metin olarak baştan sona ezberleyin, anlamasanız bile!" şeklinde bir emir vermedi, bu da doğr...

En İyisi Memur Olmak (!)

Resim
Kendisinden internet hizmeti aldığım için faturamı ödemek üzere akşam iş çıkışı yanına gittiğim bir tanıdığın sözleriydi: - Keşke ben de memur olsaydım. Haftasonu tatil, bayramlar yılbaşılar tatil vıdı vıdı vıdı... Bugün hiç değilse beni üstünde taşıma lütfunda bulunan bir arabam var. O zaman hiçbir maddi malvarlığım yoktu. Benimle aynı yaşta olan bu tanıdık muhteremin ise evi, arabası, iki tane dükkanı, muhtelif arazileri vardı ki bunlar sadece benim bildiklerim. Esnafla konuşurken çok üzerlerine gitmiyorum, onlar ne derse doğrudur, sorun değil; ama içimden şunu demek geliyor tabi: Tamam, gel yer değiştirelim kardeşim ya da kendine tatil yap, kazancın memur maaşına gelene kadar çalış, sonra bırak, hem sen hem varsa çalışanların rahat etsin. Allah'tan cezanı mı istiyorsun, her şeyin var, halen çılgınca çalışma hırsıyla doluysan bunda benim bir suçum yok! Bak, ben senin işini bilmiyorum ; kimlerle, nelerle uğraştığını, ne sıkıntılar çektiğini, nasıl bir stres altında olduğunu, kaç k...

Rastgele

Değerlendirenler

Kim terörist?

Kim terörist?

Misafirler