5 Eylül 2008 Cuma

Algılayış Biçimi



(1 Mayıs 2007)

İnsanın eşyaya bakış açısı, kendisini mülkiyetin "mutlak sahibi" gibi görmesi; iktidarı kullanmaktan tabiat kaynaklarından faydalanmaya, nefes almaktan/alabilmekten sevgi duymaya kadar her şeyi ama her şeyi bir sermaye şeklinde idrak etmesi ve bu durumun yaygın, etkin bir hâle gelmesi sonucunda tabii olarak sömürgecilik, kölecilik, soykırımlar, katliamlar, iç karışıklıklar, açlık, fakirlik gibi binlerce çeşit sorun ortaya çıkmış ve hepsinden önemlisi dünya/tabiat, bu mutlak mülkiyet anlayışı sonucu hayal edilemeyecek düzeyde tahrip edilmiş, yok olmaya başlamıştır. Bu durumda hiç bir anlaşma, protokol, karar vb. bu gidişatı değiştiremeyecektir. Gerekli olan, hâlâ nefes alınabiliyorken, bu algılamanın değişmesidir. Yani hiç bir şeyin aslında bize "ait" olmadığının farkına varılması ve başkasının malı nasıl kullanılıyorsa her şeyin öyle "kullanılması".

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder