6 Eylül 2008 Cumartesi

Martin Luther - Bir Rüyam Var (I have a Dream)



Batı kültürü farklılarla barışık değildir. Halen siyah zülmünü haberlerde görebiliyoruz, kendimizi kandırmayalım. Bu anlayışlarını diğer kültürlere de bulaştırıp kendilerine fayda sağlamak istiyorlar. Yeni "zenci"ler üretiyorlar. Yeni kavgalar... Bunun illa bir program dahilinde yapılmasına gerek yok. Sürekli toplama, tüketme hırsının doğal sonucudur bu.

*




Martin Luther 15 Ocak 1929'da ABD'nin Atlanta şehrinde dünyaya geldi. Kısa süren yaşamı boyunca zorlukları, acıları ve başarıları birlikte yaşadı. 25 defa tutuklandı, 4 kez suikasta uğradı, 1963'de Times dergisi tarafından yılın adamı seçildi, 5 adet onur ödülüyle mükâfatlandırıldı. Sözleri ve şiddet içermeyen mücadele yöntemi sadece siyahlar için değil, tüm sömürülen ve ezilen toplumlar için bir model oldu. 35 yaşında özgürlük mücadelesi bayraktarlığının bir simgesi olarak, Nobel ödülü kazandı ve yaklaşık 54,123 dolarlık ödülü kabul etmeyerek, insan hakları örgütlerine bağışladı.
1948 yılında lisans eğitimini tamamladıktan sonra, Pennsylvania'da teoloji öğrenimi gördü, 1955'te, Boston Üniversitesi'nde doktora eğitimini tamamladı. Bir süre Alabama, Montgomery'de rahip olarak görev aldı.
Şiddet içermeyen zenci hakları savunuculuğunda, ilhamını büyük ölçüde sosyalizm ve Hıristiyanlığın öğretilerinden aldı. Bu yolda mücadele yöntemini, Mahatma Gandi'nin barışçı durumundan etkilenerek belirledi. Zenci hakları ile ilgili birçok sivil toplum örgütünde görev aldı; oteller, lokantalar ve özellikle toplu taşıma araçlarında uygulanan ayrımcılığa karşı, 382 gün süren bir boykotun liderliğini yürüttü ve nihayet Anayasa Mahkemesi, otobüste uygulanan zenci ayrımcılığına, 21 Aralık 1956'da son verdi.
1957-1968 yılları arasında, yaklaşık 10 milyon kilometre yol kat etti ve 2500'den fazla seminer verdi. 5 adet kitabı ve sayısız makalesi var. 3 Nisan 1968'de Memphis, Tennessee'ye giderek son konuşmasını yaptı ve ertesi gün otel odasının balkonunda vurularak öldürüldü.



Martin Luther'in ünlü konuşması.
Tarih, 28 Ağustos 1963. Yer, Washington D.C. Siyahi lider Martin Luther King, ABD tarihinin ilk şiddetsiz eyleminde kürsüye çıktı, 300 bin siyah ve beyazın önünde, akıllara kazınan ünlü konuşmasını yaptı.

Konuşmadan 5 dakikalık bir alıntı:



Tamamını bulup seyretmenizi tavsiye ederim.

(Videodaki bölümün Türkçesi)

Bir rüyam var. Gün gelecek, bu ulus ayağa kalkıp kendi inancını gerçek anlamıyla yaşayacak. "Şunu kendinden menkul bir gerçek kabul ederiz ki, bütün insanlar eşit yaratılmıştır."
Bir rüyam var. Gün gelecek, eski kölelerin evlatlarıyla eski köle sahiplerinin evlatları, Georgia'nın kızıl tepelerinde kardeşlik sofrasına birlikte oturacaklar.
Bir rüyam var. Gün gelecek, Mississippi eyaleti bile, adaletsizliğin ve baskıların sıcağıyla bunalıp çölleşmiş olan o eyalet bile, bir özgürlük ve adalet vahasına dönüşecek.
Bir rüyam var. Gün gelecek, dört küçük çocuğum, derilerinin rengine göre değil, karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacaklar.
Bugün bir rüyam var benim. Bir rüyam var. Gün gelecek, Alabama eyaleti, valisinin ağzından hep müdahale etme ve izin vermeme yönünde sözler dökülen o eyalet, küçük siyah oğlanlarla küçük siyah kızların, küçük beyaz oğlanlar ve küçük beyaz kızlarla el ele tutuşup kardeşçe birlikte yürüdüğü bir yere dönüşecek.
Bugün bir rüyam var benim. Bir rüyam var. Gün gelecek, bütün vadiler yükselip bütün tepeler ve dağlar alçalacak, engebeli yerler düzlük yapılıp girintilerle çıkıntılar düzleşecek ve Tanrının şanı yeryüzüne inecek, bütün canlar hep birlikte görecek onu.
Bizim umudumuzdur bu. Güneye dönüşümde içimde taşıyacağım inançtır. İşte bu inanç sayesinde umutsuzluk dağını yontup bir umut anıtı yaratacağız. Ulusumuzu saran ahenksiz bağırtıları, bu inanç sayesinde güzel bir kardeşlik senfonisine dönüştüreceğiz.
Bu inanç sayesinde bir gün özgür olacağımızı bilerek hep beraber çalışacak, hep beraber dua edecek, hep beraber mücadele edecek, hep beraber hapse düşecek, özgürlük için hep beraber ayağa kalkacağız. İşte o gün Yüce Tanrının bütün kulları, yepyeni bir anlamla söyleyecekler bu ilahiyi:


Benim ülkem, senin ülken
Özgürlüğün güzel yurdu,
İşte söylüyorum sana:
Atalarımın öldüğü toprak burası,
Şehitlerin gururu olan toprak,
Her bir dağın yamacından,
Özgürlük yankılanacak.

...

Özgürlüğün yankılanmasını sağladığımızda; her kasabadan ve köyden, her eyaletten ve kentten özgürlüğün yankısını duyduğumuzda, o gün yakın demektir ve o gün Tanrının bütün kulları, siyahlar ve beyazlar, Yahudiler, Hıristiyanlar, Müslümanlar ve Budistler el ele tutuşup siyahların eski bir ilahisini söyleyecekler:


Sonunda özgürüz! Sonunda özgürüz!
Şükürler olsun Tanrım!
Sonunda hepimiz özgürüz!


2 yorum:

  1. Zekeriya ERKAN11 Mart 2009 20:40

    Ne adamlar varmış yaww. Amerikayı özgürlükler ülkesi yapan bu adammış demmek ki.

    YanıtlaSil
  2. Amerika hiç bir zaman "özgürlükler" ülkesi olmadı, hep zulmün kristalleştiği bir yönetim biçimi oldu. Özgürlük tanımını çok iyi belirlemek gerek. Zulüm özgürlüğü...

    Ulaşılan bilgi veya teknoloji seviyesiyle ölçülecek bi şey değil bu, diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil