5 Eylül 2008 Cuma

Sadece kirletiyoruz

(21 Ağustos 2006)

Haftasonu Ankara-Çamlıdere'ye iki günlük bi geziye gittik, ailem ve dayılarımın ailesiyle. Güzel oldu, en sıcak günlerde en serin yerlerden birindeydik. Hava da iyi yakıyor bu arada. Neyse gittik piknik yerine, yaptık pikniğimizi, gezdik dağlarda, kızılderililer gibi şarkılar söyledik kardeşim ve küçük dayı oğluyla...

Sonra iş temizliğe geldi. Aman Allah'ım, aman Allahım! İnanmıycaksınız ama çocuk bezi, tomarla kağıt, ped, rakı şişeleri... aklınıza gelen gelmiyen bilumum cam, kağıt, plastik ve hatta metal envanter... Beş kişi dağın başındaki çamlar arasındaki koca piknik alanının 500 metrekaresini yarım saatte temizliyemedik. Yahu dağın başı, arabasına değer veren hiç kimse oraya gitmez. Zaten oranın varlığını bilenlerin sayısı da 100 ü geçmez belki. Ama gel gör ki... Yav bitmiş jöle kutusu arkadaş yav. Kilot! Allah seni ıslah etsin, ne zannediyorsun orayı, çamaşırhane mi?! Havlular... Topladık yaktık bi güzel, ama diğer yerler kaldı. Tamam bi çok piknik alanı öyle ama burası çok tenha bi yer yahu, hakikaten dağın başı. Yani o kadar sinirlendim ki, ne gezdiğim o güzel yerler, ne gördüğüm yüzlerce çeşit kuş ve onların o büyüleyici sesleri; ne envai çeşit börtü ve de böcük, ne o pınarlar yetti sinirimi almaya... Yani insan bu dünyaya kirletmeye ve tüketmeye geliyor sadece sanki. Çalılıklar üzerindeki plastik bardakları toplarken düşünmeye başladım da hayatta kalmamız için tabiata ne kadar da çok zarar veriyoruz, ne kadar canlının ölmesi gerekiyor biz yaşayalım diye. Bi de tabi rahatımız için, lüks için verdiğimiz zarar var; ölenler, öldürdüklerimiz var. Yani evimizde dolaşan bi karıncaya, örümceğe ne kadar saygı duyuyoruz ki? Onu alıp dışarı bırakmak varken, üzerine sıkıyoruz böcük ilacını... Hatta daha evimizi yaparken... Daha tabiata saygı duymuyoruz ki birbimize duyalım. İşte dünyada yaşananlar. Hayatı ne hâle getirdik. Birbirimizi öldüre öldüre bitiricez bi gün. Tabiata saygılı olmadığımızdan, birbirimizi öldürmeyi meşru ve gerekli bulan ideolojiler üretiyoruz.

Bi süre bunları düşündüm, sonra hemen kendime geldim ve elimdeki, içi çeşit çeşit iğrenç şeyle dolu torbayı yanan ateşin içine attım... Keşke her şeyi temizlemek bu kadar kolay olsaydı.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder